<?xml version='1.0' encoding='utf-8' ?>
<!--  If you are running a bot please visit this policy page outlining rules you must respect. http://www.livejournal.com/bots/  -->
<rss version='2.0' xmlns:lj='http://www.livejournal.org/rss/lj/1.0/' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:atom10='http://www.w3.org/2005/Atom'>
<channel>
  <title>Böcek Günlükleri</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/</link>
  <description>Böcek Günlükleri - LiveJournal.com</description>
  <lastBuildDate>Tue, 23 Jun 2009 16:55:03 GMT</lastBuildDate>
  <generator>LiveJournal / LiveJournal.com</generator>
  <lj:journal>dicle</lj:journal>
  <lj:journalid>13872474</lj:journalid>
  <lj:journaltype>personal</lj:journaltype>
  <atom10:link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/' />
  <image>
    <url>http://l-userpic.livejournal.com/79929245/13872474</url>
    <title>Böcek Günlükleri</title>
    <link>http://dicle.livejournal.com/</link>
    <width>100</width>
    <height>100</height>
  </image>

<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/16616.html</guid>
  <pubDate>Tue, 23 Jun 2009 16:55:03 GMT</pubDate>
  <title>www.bocekgunlukleri.com</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/16616.html</link>
  <description>&lt;a href=&quot;http://www.bocekgunlukleri.com&quot;&gt;&lt;h2&gt;www.bocekgunlukleri.com&lt;/h2&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;Sonunda!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;L&amp;uuml;tfen linklerinizi değiştiriniz, efendim. Burası kalacak b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ihtimalle; ama artık evim orası.&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/16616.html</comments>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>0</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/16327.html</guid>
  <pubDate>Fri, 19 Jun 2009 14:05:01 GMT</pubDate>
  <title>Harry Potter, Gel Artık!</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/16327.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Siz de 21 Temmuz 2007&apos;den sonra hayatında bir boşluk hissetmeye başlayanlardan mısınız? Valla ben &amp;ouml;yleyim. Harry Potter and the Deathly Hallows (&amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yadigarları) &amp;ccedil;ıkar &amp;ccedil;ıkmaz D&amp;amp;R&apos;a koşup aldığımı ve birlikte aldığım arkadaşım Nazlı&apos;yla Starbucks&apos;a gidip birbirimizin y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne bakmadan ucundan ucundan kitabı okuduğumuzu hatırlıyorum. Erkenden evimize koşup okumaya başlamıştık, 2 g&amp;uuml;n kitap bitene kadar beni evden &amp;ccedil;ıkaramamışlardı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Artık aradan 2 yıl ge&amp;ccedil;ti herhalde spoiler olmaz, Dobby &amp;ouml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde h&amp;uuml;ng&amp;uuml;r h&amp;uuml;ng&amp;uuml;r ağlamıştım. Valla ne Lupin&apos;de ne Fred&apos;de o kadar ağladım. Nasıl bir Hermione&apos;lik ve &lt;em&gt;E.R.İ.T. &lt;/em&gt;(Evcini Refahını İlerletme Topluluğu) bulaşmışsa... Snape&apos;de de k&amp;ouml;t&amp;uuml; oldum doğal olarak, sen adamdan &amp;ouml;lesiye nefret et, sonra altından &amp;ccedil;ıksın umutsuz aşk...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse, geleneksel olarak artık her yaz tatilimin başında t&amp;uuml;m Harry Potter kitaplarımı baştan okuyorum (son 4 yıldır) ve yine başladım; ama bu sefer 6. kitaptan başladım 17 Temmuz&apos;da gelecek yeni Harry Potter kitabının şerefine. Valla o Harry Potter Theme Song&apos;la Hogwarts&apos;ı g&amp;ouml;rmeyi, Quidditch izlemeyi, Voldemort&apos;un iğren&amp;ccedil; y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; bile &amp;ouml;zledim. İnsanlar Harry Potter&apos;ı nasıl sevmiyorlar, vallahi anlamıyorum. &lt;strong&gt;Bir g&amp;uuml;n klasik olacak o kitaplar&lt;/strong&gt;. Ben kendiminkileri saklayıp &amp;ccedil;ocuğuma okutacağım. &amp;Ccedil;ok ciddiyim, benim yetiştirdiğim &amp;ccedil;ocuk Harry Potter&apos;ları 5&apos;er 10&apos;ar kez okuyup sular seller gibi bilecek, arada teste tabi tutacağım, Karanlık Sanatlara Karşı Savunma b&amp;uuml;y&amp;uuml;lerinden soracağım. Tamam tamam, abarttım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G&amp;ouml;rmeyi en &amp;ccedil;ok istediğim sahnelerin başında doğal olarak Dumbledore&apos;la Harry&apos;nin hortkuluk avına &amp;ccedil;ıktığında gittikleri mağara ve Dumbledore&apos;un cenazesi var elbette. Favori repliğim de, filme koyulmazsa ayıp olur, Ron&apos;un İnferi&apos;leri tanımayla ilgili Snape&apos;e itiraz ettiği yer olacak:&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;... &amp;quot;Beş yaşında &amp;ccedil;ocuk bile bu kadarını s&amp;ouml;ylerdi,&amp;quot; diye dudak b&amp;uuml;kt&amp;uuml; Snape. &amp;quot;İnferius, Karanlık bir b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n b&amp;uuml;y&amp;uuml;s&amp;uuml;yle yeniden canlandırılmış bir cesettir. Canlı değildir, sadece b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n isteğini yerine getirmek i&amp;ccedil;in kukla gibi kullanılır. Hepinizin artık bildiğini sanıyorum ki, bir hayalet ise, yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nden ayrılmış bir ruhun bıraktığı izdir... ve tabii, Potter&apos;ın &amp;ccedil;ok bilgece s&amp;ouml;ylediği gibi &lt;em&gt;saydamdır&lt;/em&gt;.&amp;quot; &lt;br /&gt;&amp;quot;Eh, Harry&apos;nin dediği onları ayırt etmek i&amp;ccedil;in en yararlısı!&amp;quot; dedi Ron. &amp;quot;Biriyle karanlık bir yolda karşı karşıya geldiğimizde katı mı değil mi diye g&amp;ouml;z atacağız, değil mi, &lt;strong&gt;&apos;Affedersiniz, siz yery&amp;uuml;z&amp;uuml;nden ayrılmış bir ruhun izi misiniz?&apos;&lt;/strong&gt; diye sormayacağız herhalde.&amp;quot;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;Siz de Harry Potter&apos;ı &amp;ouml;zleyenlerden misiniz?&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/16327.html</comments>
  <category>film</category>
  <category>harry potter</category>
  <category>kitap</category>
  <lj:mood>heyecanlı</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>5</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/16093.html</guid>
  <pubDate>Thu, 18 Jun 2009 16:46:17 GMT</pubDate>
  <title>YADYOK&apos;un Ettiği</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/16093.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Valla normalde sinirimi bloga yazan falan bir tip değilim; ama bu sefer &amp;ccedil;ileden &amp;ccedil;ıktım. &lt;br /&gt;Bug&amp;uuml;n hazırlığı atlayıp atlamadığımızı belirleyen Proficiency sınavının sonu&amp;ccedil;larının a&amp;ccedil;ıklanması gereken g&amp;uuml;n(d&amp;uuml;). Eğer ge&amp;ccedil;emezsek 18 Ağustos&apos;ta tekrar sınava giriyoruz ama bir kere yaz tatilimiz berbat oluyor, bu y&amp;uuml;zden hepimiz sınav sonu&amp;ccedil;ları hakkında endişeliyiz. *Benim ge&amp;ccedil;mem biraz daha garanti duruyor; ama g&amp;ouml;rmeden asla emin olamazsın, değil mi?* Bu nedenle bu sabah bir heyecan kalkıyorum, okulun Yabancı Diller Y&amp;uuml;ksekokulu&apos;nun (yani YADYOK&apos;un) sitesini a&amp;ccedil;ıyorum:&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;13 Haziran 2009 İngilizce Yeterlilik Sınav sonu&amp;ccedil;ları saat 16:30&apos;dan sonra bu web sayfasında ve YADYOK kapısında ilan edilecektir.&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;Arkadaşlarım benden daha heyecanlı, Writing konusunda takıntılı okulumuz birazcık, 80 dakikada 2 essay (bildiğiniz kompozisyon ve kendini tanıtma gibi hoş bir konusu yok) yazıyoruz, eh hi&amp;ccedil; soluk almadan 2 tane essay kasıyor biraz, bu y&amp;uuml;zden kendilerinden emin değiller pek. Onları sakinleştiriyorum, &amp;quot;Beklenir ya o saate kadar.&amp;quot; diyerek a&amp;ccedil;ıklanma saatine yetişmek i&amp;ccedil;in koştur koştur kuaf&amp;ouml;re gidip 3 bu&amp;ccedil;ukta d&amp;ouml;nerek beklemeye başlıyorum. &amp;Ouml;SS sonu&amp;ccedil;ları a&amp;ccedil;ıklanmadan &amp;ouml;nceki kadar heyecan yapan var, siz d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n gerisini. Malum, orda da gelecek yılınız etkileniyor bunda da, okulda 2005 girişli olup b&amp;ouml;l&amp;uuml;me başlayamamış remedial&apos;ler (hazırlığı ge&amp;ccedil;emeyip sadece Proficiency sınavına girme hakkı kazanan insanlar). Ben &amp;Ouml;SS ile Proficiency&apos;i karşılaştırmaya karşıyım; ama sınav sonucu a&amp;ccedil;ıklanmasının heyecanı yok da değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse, geri sayım yapa yapa msn&apos;de saati 4 bu&amp;ccedil;uk ediyoruz, bu sefer bir F5 furyası başlıyor(sayfa yenileme). 15. yenilememde msn&apos;den arkadaşım: &amp;quot;20.30 olmuş.&amp;quot; diyor. O yenilediğim sayfaya miyop g&amp;ouml;zlerimi yaklaştırıp daha yakından bakınca fark ediyorum ki yazı ş&amp;ouml;yle olmuş.&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;13 Haziran 2009 İngilizce Yeterlilik Sınav sonu&amp;ccedil;ları saat 20:30&apos;dan sonra bu web sayfasında ve YADYOK kapısında ilan edilecektir.&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;E bravo YADYOK. Bunu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;kten sonra msn&apos;deki arkadaşlarımdan bazı iletiler: &lt;br /&gt;&amp;quot;Yalancısın YADYOK.&amp;quot; &lt;br /&gt;&amp;quot;YADYOK ağzına s.&amp;ccedil;acam artık.&amp;quot; &lt;br /&gt;&amp;quot;Ne 20.30&apos;u lan!!!&amp;quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En gıcık olduğum, şu sonu&amp;ccedil;ları &amp;ouml;ğrenmek i&amp;ccedil;in evden &amp;ccedil;ıkmayıp sonra saatler boyu dakika saymak ve g&amp;uuml;n&amp;uuml;n bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; ge&amp;ccedil;mediğini fark etmek değil, &amp;ouml;ğretmenlerdeki bu ikiy&amp;uuml;zl&amp;uuml;l&amp;uuml;k ve d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce eksikliği. Bir &amp;ouml;ğrenci bir şeyi zamanında getirmezse en azından iyi bir azar işitir, bizlere iş hayatımızda s&amp;uuml;rekli bir şeyler yetiştirmek durumunda olduğumuz ve alışmamız gerektiği s&amp;ouml;ylenir; ama iş onlara gelince sitede yapılan basit bir değişiklik ge&amp;ccedil;erli ve yeterlidir. Perşembe g&amp;uuml;n&amp;uuml; akşamı sonu&amp;ccedil; a&amp;ccedil;ıklamaktansa bunu cuma sabahı yapmanın daha akıllıca olduğunu g&amp;ouml;rmezler, insanın g&amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;uuml; zehir ederler. Bu duruma ufak bir aksaklık neden olmuş olabilir; ama eminim &amp;ouml;ng&amp;ouml;r&amp;uuml;lemez bir şey değildi. Tek yapmaları gereken sonucun perşembe değil cuma g&amp;uuml;n&amp;uuml; a&amp;ccedil;ıklanacağını s&amp;ouml;ylemek ve bunca &amp;ouml;ğrenciyi gıcık edip bu kadar hakaret yemekten kurtulmaktı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Siz de eğitim hayatındaki bu ikiy&amp;uuml;zl&amp;uuml;l&amp;uuml;ğe gıcık olmuyor musunuz? &amp;Ouml;ğretmenlerin insani durumlardan kaynaklanan şeylerde bize cehennem azabı &amp;ccedil;ektirip sonra kendi durumlarında normal bir şeymiş gibi davranmaları sinir bozucu değil mi?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/16093.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>üniversite</category>
  <lj:mood>angry</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>0</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/15746.html</guid>
  <pubDate>Wed, 17 Jun 2009 08:22:57 GMT</pubDate>
  <title>Stupid Cupid Diary</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/15746.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Olduk&amp;ccedil;a ilgin&amp;ccedil; bir şey olmuş, taa aylar &amp;ouml;nce yaptığım &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/8360.html&quot;&gt;&amp;quot;Blog Eleştirisi Teklifi&amp;quot;&lt;/a&gt;me bir yanıt gelmiş. &amp;Ccedil;ok sevindim, hemen oturup yazdım ilk eleştirimi. Eğer okur ve memnun kalırsanız, siz de &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/8360.html&quot;&gt;buraya&lt;/a&gt; yorum yazarak benden eleştiri isteyebilirsiniz, memnuniyetle yazarım! Unutmayın, bu eleştirileri &amp;ccedil;ok şey bilen bir blog yazarı gibi değil(ki &amp;ouml;yle değilim zaten), bir blogta ne g&amp;ouml;rmek istediğini bilen bir okuyucu olarak yazıyorum.&lt;/p&gt;&lt;h1&gt;&lt;a href=&quot;http://stupidcupiddiary.blogspot.com/&quot;&gt;STUPID CUPID DIARY&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;&lt;p&gt;Selamlar ...(adını hi&amp;ccedil;bir yerde belli etmemişsin) &lt;br /&gt;SC diyelim sana o halde Stupid Cupid&apos;in kısaltması olarak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hemen başlayalım eleştirimize o halde.&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;sayfa d&amp;uuml;zeni ve g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;:&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;İlk izlenimim layout&apos;unla ilgili oluyor. Sanırım bir g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k havası katılmak istenmiş; ama yazılar k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir alana sıkışıyor, &amp;ouml;zellikle benimki gibi 1280x800 gibi enden geniş bir &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;kte bu kadar şeklin şemalin i&amp;ccedil;inde sanki yazılar biraz boğulmuş. İkinci g&amp;ouml;z&amp;uuml;me &amp;ccedil;arpan şeyse her tarafın gri olması. Gen&amp;ccedil; bir kızsın, herhalde blogunda eğlenceli şeyler paylaşacaksın, daha canlı renkler deneyebilirsin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Blogspot kullanıyorsun zaten, etrafta modifiye edebileceğin g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k temalı bir dolu layout var. Yok, ben değişmem, kendi yaptığımla mutluyum diyorsan, sana k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k birka&amp;ccedil; &amp;ouml;nerim var. &amp;Ouml;ncelikle 700 k&amp;uuml;sur pixel bir header i&amp;ccedil;in fazla b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir değer. İnsanlara ilk bakışta blogunda kalmak i&amp;ccedil;in bir sebep vermek istiyosan, onu ilk a&amp;ccedil;tıklarında karşılarına kalmaları i&amp;ccedil;in bir sebep &amp;ccedil;ıkarmalısın ki, fazlaca gri bir layout ve az miktarda yazı bence yeterli değil. O header&apos;ı biraz k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;ltt&amp;uuml;kten sonra -ya da aynı resmi kullanarak farklı bir şey dene, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; herhangi başka bir layoutta yine soluk kalacak- sana tavsiyem, daha canlı renklerin olduğu bir renk paleti denemen. Onu nereden bulurum, bazen photoshop&apos;u a&amp;ccedil;ıyorum ve kullanacak renk bulamıyorum, diyorsan, ki ben &amp;ccedil;oğu zaman diyorum:&amp;nbsp;&lt;a href=&quot;http://www.colourlovers.com/&quot;&gt;http://www.colourlovers.com/&lt;/a&gt; burayı denemelisin. Burada bulduğun renk paletlerinden arka plana koyabileceğin &amp;ccedil;ok şirin pattern&apos;ler de yapabiliyorsun. Stupid Cupid Diary yazısının da header&apos;ında o kadar b&amp;uuml;y&amp;uuml;k olmasına gerek yok, bazen k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k ve canlı renkler de yeterince iyi etki yapabiliyor *kendi header&apos;ımdaki yazıyı canlandırmam i&amp;ccedil;in sadece etrafına 2px&apos;lik stroke yapmam yeterli oldu mesela*.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu meseleyi hallettikten sonra, geriye sadece yazı yazdığın alanın darlığı kalıyor. Artık neredeyse herkes en azından 1024x768 &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;rl&amp;uuml;k kullanıyor, o y&amp;uuml;zden o alanı genişletmekten &amp;ccedil;ekinme. Yok, ben herkese hitap etmek ve orayı dar tutmak istiyorum diyorsan, kendini tanıttığın yazıyı bir profil sayfası olarak ekle ve sidebar&apos;dan kurtul. Blogdan başka bir şey paylaşmayan bizler i&amp;ccedil;in men&amp;uuml; de olmadığından sidebar &amp;ccedil;ok da gerekli bir şey değil. Blog yazarken kullandığın yazı tipinin her zaman aynı olması da g&amp;ouml;z zevkini okşar, kendine s&amp;uuml;rekli kullandığın bir yazı tipi edin ^-^&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ya da ben toptan layout değiştireyim dersen, ufak bir araştırma sonucu bu &lt;a href=&quot;http://www.bloggerstyles.com/?s=scrapbook&quot;&gt;pek şirin layoutu &lt;/a&gt;buldum, kendi &amp;ouml;zg&amp;uuml;n layoutunu yapmak istesen de belki ilham almak istersin.&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;i&amp;ccedil;erik:&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;Yeni başlamışsın yazmaya; ancak tekrar d&amp;ouml;n&amp;uuml;p yeni yazılarını okumak istetecek olduğu kadar &amp;quot;Bu ne kadar klişe bir şey!?&amp;quot; dedirten yazıların da var. Hemen birka&amp;ccedil; &amp;ouml;rnek alalım:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;quot;İlk Buluşmada Ne Yapmalı?&amp;quot; yazında bilindik şeylere yer vermişsin; yine de blogunun konseptine uygun, şirin bir yazı olmuş. Arkadaşlarının ya da senin başından ge&amp;ccedil;en olaylarla &amp;ccedil;ok daha şirin bir hale getirebilinirmiş, kendini tanıtırken &amp;ouml;zelliklerini verdiğin kızın blogunu okuduğumuzu bize daha &amp;ccedil;ok hissettirebilirmiş. &lt;br /&gt;&amp;quot;Chuck&amp;quot; ve &amp;quot;Coca Cola&amp;quot; yazıların &amp;ccedil;ok yersiz ve gereksiz oysa ki. Chuck hakkında neden Zachary Levi&apos;yi beğendiğini anlatan bir yazı, dizi oyuncularının her yerde bulunabilecek fotoğraflarından daha eğlenceli olurmuş, ayrıca photoshop yeteneklerin varsa blend yapıp koyarak yazını eğlenceli bir hale getirebilirdin. &amp;quot;Coca Cola&amp;quot; yazısını kurtarmanın yolu yok, dergilerin her ay boş sayfa kalınca koydukları sa&amp;ccedil;ma yazılar gibi sırıtmış orada. &lt;br /&gt;&amp;quot;Unutulmaz Film Replikleri&amp;quot; g&amp;uuml;zel! Senin yorumun ve ilgin&amp;ccedil; şeyler, hatta Good Will Hunting&apos;deki repliği kaydettim bile. belki fikrini &amp;ccedil;alıp bir sonraki blogumda ben de b&amp;ouml;yle bir şey yaparım. &lt;br /&gt;&amp;quot;Senden Bıktık Artık SBS&amp;quot; olduk&amp;ccedil;a g&amp;uuml;zel, &amp;quot;Erkekler Ne İster&amp;quot; mutlaka genişletilmesinin istediğim bir yazı olmuş. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; senin fikirlerin, &amp;ouml;zg&amp;uuml;n, sanki senin konuşmanı dinliyormuşum gibi. Blog aleminin b&amp;ouml;yle yazılara ihtiyacı var.&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;genel g&amp;ouml;r&amp;uuml;ş ve son s&amp;ouml;z&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;SC, herkesin hit getiren ve klişe yazılarının bulunduğu T&amp;uuml;rk blog yazarları arasında, seninki &amp;uuml;mit vaadeden bir blog. Hazır yaz gelmiş, biraz hayatından bahset, yazılarında biraz kendine ve ayrıntıya yer ver. Layoutun d&amp;uuml;zeldiğinde ve seni daha &amp;ccedil;ok yansıtacak bir hale geldiğinde de olduk&amp;ccedil;a başarılı olmaktan seni kimse alıkoyamaz bence.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bol Şans!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/15746.html</comments>
  <category>eleştiri</category>
  <lj:mood>başarmış</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/15600.html</guid>
  <pubDate>Tue, 16 Jun 2009 09:07:23 GMT</pubDate>
  <title>Star Wars</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/15600.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Yaz teması! Aslında yeşilli sarılı parlak bir şey istemiştim; ama ne yapsam g&amp;ouml;z&amp;uuml;me &amp;ccedil;ok battı nedense. Başlamadan &amp;ouml;nce zaten 5 saattir bilgisayar başında olmamın da bunda b&amp;uuml;y&amp;uuml;k&amp;ccedil;e bir etkisi olabilir tabii. Bu arada b&amp;ouml;c&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m hakkında ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorsunuz? *Şu tepedeki koca g&amp;ouml;zl&amp;uuml; şey* Tesad&amp;uuml;fen buldum internette ve &amp;quot;Beni header&apos;ına al!&amp;quot; diye bağırıyordu sanki ^-^ Sizce bundan sonra her header&apos;&amp;icirc;mda yer alarak blogun bir par&amp;ccedil;ası olmalı mı? Yoksa bir yerden sonra bayar mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Uzun zamandır buralarda olmadığımdan izlediğim onca film ve okuduğum onca kştap hakkında da fikir belirtemedim. Yavaş yavaş d&amp;ouml;nelim bakalım:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;img height=&quot;222&quot; width=&quot;200&quot; align=&quot;right&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://img188.imageshack.us/img188/8434/mmyoda.jpg&quot; /&gt;Birka&amp;ccedil; ay &amp;ouml;nce, bir konuşma esnasında, şimdiye kadar hi&amp;ccedil;bir Star Wars filmi izlemediğim ve arkadaşlarımın fikrine g&amp;ouml;re &amp;quot;b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir başyapıt ve k&amp;uuml;lt bir filmi&amp;quot; izlemekten mahrum kaldığım ortaya &amp;ccedil;ıktı. Hemen kollar sıvandı, 6 serilik film ikişer ikişer seyredilmeye başlandı. &amp;Ccedil;ekim sırasına g&amp;ouml;re tabii: Episode 4, 5, 6; ardından 1, 2, 3.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk film nasıl bir komedidir Allah&apos;ım! G&amp;uuml;lmeden ge&amp;ccedil;tiğimiz 1 dakika bile yoktu resmen, filmin başlangıcı da dahil: Gemiye saldırı yapılacak, sanki koskoca gemide girilecek başka yer yokmuş gibi b&amp;uuml;t&amp;uuml;n askerler tek kapının karşısına dikilmiş, kendi &amp;ccedil;aplarında savunma yapıyorlar. Bildiğin d&amp;ouml;kme plastikten Yoda, Chewawa&apos;nın konuşması(!) -ki bir yerden sonra hepimiz dili &amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;uuml;p senkronize olarak inildemeye başladık-, Obi-wan Kenobi&apos;nin Darth Vader&apos;la yaptığı d&amp;ouml;v&amp;uuml;şte yarım saatte d&amp;ouml;nmesi ve bu esnada Darth Vader&apos;ın &amp;ouml;&amp;ouml;&amp;ouml;&amp;ouml;ylece beklemesi... Hatta filmin adının &lt;strong&gt;&amp;quot;Jedi&apos;nin D&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;&amp;quot;&lt;/strong&gt; olması da ironik o bağlamda. &lt;br /&gt;Episode 6 de resmen &amp;ccedil;ocuk filmi, ormandaki koalaların savaşa katılıp kazandıklarında yaptıkları o &amp;quot;şipşirin&amp;quot; hareketler...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eh Episode 1 yakın tarihte &amp;ccedil;ekilmiş olduğunu hemen belli ediyor, Natalie Portman da &amp;ccedil;ok şirin! Sonra 2 geliyor, olaylar derinleşiyor Anakin karanlık tarafa meylederken benim &amp;uuml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m tek nokta Yoda&apos;nın kendi boyunda &amp;ccedil;ocuklara ders vermesi. ^-^ Episode 3&apos;te ağlamış insanlar, valla Sith Lordu&apos;nun tipinin kayması, Yoda&apos;nın o boyuyla yaptığı hareketler, Padme&apos;nin &amp;uuml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde kaşlarının aldığı Emrah&amp;ouml;tesi şekil...&lt;/p&gt;Sonu&amp;ccedil; tibariyle Star Wars hakkında ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum? Zamanına g&amp;ouml;re gayet iyi filmler ilk &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;, ardından gelen filmler gayet iyi teknoloji kullanarak yapılmış, kendi dalında gayet &amp;ouml;nemli falan ama... Şimdi &amp;quot;O senin baban!&amp;quot; muhabbetinin biraz eski olduğunu d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum, tabii&amp;nbsp;&amp;ouml;nce Star Wars&apos;ı izlemediğim i&amp;ccedil;in... Işın kılıcı iyidir ama =)&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Yoda rulz! &lt;br /&gt;Obi-wan kenobi turnz! &lt;br /&gt;Anakin killz!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/15600.html</comments>
  <category>film</category>
  <category>blog</category>
  <lj:mood>düşünceli</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>0</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/15165.html</guid>
  <pubDate>Sun, 14 Jun 2009 09:52:10 GMT</pubDate>
  <title>Orda Kimse Var Mı?</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/15165.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Ne kalleşim, ne kalleş!&lt;/p&gt;Sen git aylar boyu blogu başıboş bırak *demin a&amp;ccedil;ıp layouta baktım, o kadar unutmuşum ortamı* sonra d&amp;ouml;n &amp;quot;Orda kimse var mı?&amp;quot; diye sor. (Şaka maka buralara bir yaz layoutu lazım.)&lt;p&gt;Şimdi &amp;quot;İşim g&amp;uuml;c&amp;uuml;m &amp;ccedil;oktu, ay yeni yer alışamadım.&amp;quot; muhabbeti &amp;ccedil;ekmeyeceğim sizlere, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; hazırlık sınıfında nasıl boş bir yıl ge&amp;ccedil;irdim, anlatamam. Bu demek değil ki Boğazi&amp;ccedil;i&apos;nde hazırlıkta yatılıyor, &amp;ouml;yle desem bana sağlam bir dayak atmak isteyecek insanlar tanıyorum, hi&amp;ccedil;biri arkadaşım değil =) Ama Ocak sınavında okulumun irregular tayfasına katılmak istemeyişimden bilerek kaldım, sonra yattım, inkar edemem. Gelip şuraya birka&amp;ccedil; satır yazı yazamayacak kadar aylaklık ettim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;He kısadan hisse bir ge&amp;ccedil;elim şu irregular&apos;lık olayını, kafada soru işareti kalmasın: Hazırlığı yarım d&amp;ouml;nem okuyup 4 saatlik hoş bir sınav olan &amp;quot;Proficiency&amp;quot;den C alarak ge&amp;ccedil;tiğinizde b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml;ze yıl ortasında ge&amp;ccedil;ebiliyorsunuz. Ge&amp;ccedil;ince ilk d&amp;ouml;nem derslerinden başlıyorsunuz tabi, ama derslerin hepsi a&amp;ccedil;ılmıyor. E bu sefer kalanları alabilmek i&amp;ccedil;in yaz okuluna kayıyorsunuz, ders d&amp;uuml;zeniniz iyice d&amp;uuml;zensiz bir şeye d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;yor. Irregular olarak rahat okunan b&amp;ouml;l&amp;uuml;mler varmış, ge&amp;ccedil;ip de mutlu olan insanlar varmış, ben yaz sıcağında okula gitmeyi &amp;ccedil;ekemeyecektim, yatmak daha bir şirin geldi. Ocakta ge&amp;ccedil;medim, d&amp;uuml;n girdim sınava ve YADYOK hayatım bitti... Perşembe de sonu&amp;ccedil;lar a&amp;ccedil;ıklanacak; ama doğrusu kalacağımı sanmıyorum, o halde yaz tatilim başlamıştır!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazın ehliyet alacağım, inşallah Rus&amp;ccedil;a &amp;ouml;ğreneceğim, olmazsa İtalyanca&apos;ya kayacağım, azıcık ucundan tatil yapacağım. Siz de l&amp;uuml;tfen ve l&amp;uuml;tfen bana yorum yazın ve buranın &amp;ouml;l&amp;uuml; bir yer olmadığını g&amp;ouml;sterin, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; buraya ziyaret&amp;ccedil;i sayması i&amp;ccedil;in bir saya&amp;ccedil; ekleyemiyorum ve sinir oluyorum. Tek kriterim yorumlar. Olmadı Wordpress&apos;e ge&amp;ccedil;eceğim. O konuda da sağlam kafa yoruyorum he. Kıyacağım paraya, &amp;ouml;yle host&apos;lu most&apos;lu bişey alacağım ki sonra &amp;quot;Para d&amp;ouml;kt&amp;uuml;m buraya ben, yazayım bari.&amp;quot; diyebileyim.&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/15165.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>üniversite</category>
  <lj:mood>pleased</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>4</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/14982.html</guid>
  <pubDate>Mon, 29 Dec 2008 20:52:43 GMT</pubDate>
  <title>Kimim Ben!?</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/14982.html</link>
  <description>&lt;a name=&quot;cutid1&quot;&gt;&lt;/a&gt;Vallahi, defalarca kendimi tarif etmem istendi, &amp;ouml;zellikle şu &amp;quot;Evet, hem sizi tanımak, hem de İngilizce seviyenizi &amp;ouml;ğrenmek i&amp;ccedil;in sizden kendinizi anlatan bir şeyler yazmanızı istiyorum &amp;ccedil;ocuklar...&amp;quot; hesabında. Neyse kısa keseyim. &lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; hspace=&quot;5&quot; align=&quot;right&quot; vspace=&quot;5&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/proflj.jpg&quot; /&gt;Adım Dicle, 18 yaşındayım, &amp;Uuml;sk&amp;uuml;dar Fen Lisesi&apos;nden mezun olup Boğazi&amp;ccedil;i End&amp;uuml;stri M&amp;uuml;hendisliği&apos;ne kapak atmış biriyim. Yaşımdan da anlayacağınız &amp;uuml;zre, şu sene ilk yılım, hazırlığım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;Ccedil;ok konuşurum, genelde de dinlenirim. Dinlenmezsem cıngar &amp;ccedil;ıkartırım. İroniden hoşlanırım, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bir&amp;ccedil;ok saf yaptığım ironiyi anlamaz ve bu durum &amp;ccedil;ok hoşuma gider. Zeki olmayan insan ne kadar pop&amp;uuml;ler, karizmatik ya da muhteşem g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;şl&amp;uuml; olsun, benim i&amp;ccedil;in sıfırdır. Zekanın dersle alakası da yoktur bence, &amp;ccedil;ok s&amp;uuml;per puanlar yapıp b&amp;ouml;n olan ya da yahu bu zekayla derslerinin hi&amp;ccedil; mi orantısı olmaz bu insanın diye beni d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ren bir&amp;ccedil;ok kişi olmuştur.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yandaki fotoğraf sayesinde g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;m hakkında fikir edinmiş olmalısınız, burayı ge&amp;ccedil;tim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bitip t&amp;uuml;kenmez hayallerim ve ger&amp;ccedil;ekleştirmek i&amp;ccedil;in bol bol zamanım var, bu hayallerimin en &amp;ouml;nemlisi tekstil piyasasında bir marka olabilmek. Şimdiden gelecekteki mesleğimi ciddiye alıyorum, modayla birebir ilgilenmesem de, işin benim i&amp;ccedil;in &amp;ouml;nemli olan kısmıyla, insanların modaya bakış a&amp;ccedil;ısıyla olduk&amp;ccedil;a alakadarım. &amp;Ouml;ff, amma ciddileşti bu konuşma. Seviyorum işte tekstil işini.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Siyaset severim, bol bol atar tutarım, &amp;ccedil;ok da eğlenirim. T&amp;uuml;rk insanının her konuda atıp tutması yaygındır zaten, ben biraz destekli sallıyorum en azından. Şaka bir yana, oy verecek yaşa geldik, apolitiklik de bir yere kadar. Bir eleştiri yazıma karşılık olarak &amp;quot;Ay siyaset hakkında da &apos;atıp tutuyormuş&apos; sevsinler!&amp;quot; gibisinden bir cevap gelmişti. &amp;Ccedil;ok g&amp;uuml;ld&amp;uuml;m. Bu gen&amp;ccedil;lik sonra gidip oy veriyor, yazık. D&amp;uuml;nyada &amp;uuml;nl&amp;uuml;lerden ya da &amp;quot;fandom&amp;quot;lardan fazlası var.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Var da, benim de fandomlarım yok değil! İşte favorilerim: Harry Potter, Twilight, Gossip Girl (dizi asla değil, kitap), Pushing Daisies, CSI:NY. &lt;br /&gt;Şimdi favori &amp;ccedil;iftlerimi saymazsam ayıp olur: Harry/Hermione (Harry Potter), Edward/Bella (Twilight), Nate/Serena (Gossip Girl), Ned/Chuck(Pushing Daisies&apos;te başka ne olabilir ki!), Danny/Lindsay (CSI:NY), Jack/Rose (Titanic).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Favori erkekler listem vardır, her şeyde yerli malıdır ama bunda değildir, listemin tek ve de yek erkek &amp;uuml;yesi Kıvan&amp;ccedil; Tatlıtuğ adlı varlıktır. Gaspard Ulliel m&amp;uuml;kemmel bir insandır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Favori filmlerim:&lt;/strong&gt; Titanic, Dirty Dancing(1&amp;amp;2), Babel, Fight Club, V for Vendetta, Ironman...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Favori kitaplarım:&lt;/strong&gt; Harry Potter serisi (&amp;ouml;zellikle Z&amp;uuml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;anka Yoldaşlığı), Twilight serisi (&amp;ouml;zellikle New Moon), Gossip Girl serisi (hepsi!), Beyoğlu Rapsodisi, Roger Ackroyd Cinayeti, Da Vinci Şifresi, Boleyn Kızı, Gurur ve &amp;Ouml;nyargı...&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;M&amp;uuml;zik:&lt;/strong&gt; Linkin Park, Avril Lavigne&apos;in eski hali, Britney Spears, Christina Aguilera, Justin Timberlake, MF&amp;Ouml;, Teoman, Sertab Erener, Evanescence... sanat&amp;ccedil;ıda ayrım yok. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Favori şarkılara gelince&lt;/strong&gt;; My Heart Will Go On, My Immortal, Losing Grip, Lucky, Everytime, Candyman, Papatya, Vur Sen Beni, Doktor, Papercut, Leave Out All the Rest, What I&apos;ve Done, I Kissed A Girl.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda aldığım dans dersleri sağ olsun, latin m&amp;uuml;ziğini, &amp;ouml;zellikle bachata m&amp;uuml;ziklerini de &amp;ccedil;ok seviyorum!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Photoshop&apos;umla sa&amp;ccedil;malamayı da severim, yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/14982.html</comments>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/14745.html</guid>
  <pubDate>Mon, 29 Dec 2008 16:57:00 GMT</pubDate>
  <title>Otobüste...</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/14745.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Servis konforuyla ge&amp;ccedil;en, gidiş 40 dakika falan s&amp;uuml;r&amp;uuml;nce &amp;quot;Amma uzadı, &amp;ccedil;ekemiyorum yolu!&amp;quot; diye ağlandığım lise yıllarım artık bitti malumunuz. Artık otob&amp;uuml;slere talimim. Hayatında ilk pasosunu 2009 Ocak&apos;ında alacak bu *otob&amp;uuml;s* mağduresinin notlarına bir&amp;nbsp;g&amp;ouml;z atın:&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Aylık akbil diye bişey varmış, yeni &amp;ouml;ğrendim. &amp;Ouml;ğrencisi aylık 55 milyon, 200 kere bas istediğin kadar. ADSL limiti gibi ya... Tuhaf. Mart gelince eski akbilin s&amp;uuml;resi bitermiş, o zaman elektronik dolum aletleri kapatılırmış, eskisini otob&amp;uuml;s şof&amp;ouml;r&amp;uuml;, akbil dolduran adam falan g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; yerde &amp;ccedil;at diye kırarmış. B&amp;ouml;yle şiddet yanlısı bir tutum. Anlatılırken hayretten hayrete d&amp;uuml;şt&amp;uuml;m.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;O akbil boş olunca makinenin &amp;ccedil;ıkardığı ses var ya... Y&amp;uuml;ksek ve insanı rezil eden. Ben onu akbil bastığında (doluyken) &amp;ccedil;ıkan seslerden biri sanırdım. Basar otururdum yerime. Otob&amp;uuml;s şof&amp;ouml;r&amp;uuml; pis pis bakardı. Anlamazdım.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Otob&amp;uuml;se binen insan profili de bir tuhaf. Yaşlılar mesela. Binip insanın b&amp;ouml;yle g&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml;n i&amp;ccedil;ine i&amp;ccedil;ine bakıyorlar. Yahu, ben okula gidiyorum, sen gezmeye be kardeşim! Hele o kırmızı ruj s&amp;uuml;r&amp;uuml;p sonra halden d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş gibi insanın başında bekleyen teyzeler yok mu... İllallah ettim. Yaşlı amcalar &amp;ouml;yle değil ama... Bir şirin, bir masumlar. Yer verince geri oturtmak i&amp;ccedil;in akla karayı se&amp;ccedil;iyorlar. Teyzemler teşekk&amp;uuml;r bile etmiyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kadınlar, hele otob&amp;uuml;se binen orta yaşlı kadınlar, ayrıca incelenmesi gereken, değişik psikolojik vakalar. 4 kişilik karşılıklı oturma yerleri var mesela, bir tarafta 3 bayan oturuyoruz, bunlardan ters tarafta oturan ve yanı boş olan şişman. Karşımızda yine 4&apos;l&amp;uuml; yer var, orada tek başına bir bey oturuyor. Halim selim bir amca. Kadın yan yana oturunca ırzına mı ge&amp;ccedil;ilmesinden korkuyor ne, gelip bizim yanımıza oturuyor. Rahatsız mahatsız. Kadın olsun da...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Erkeğin yanına oturunca da&amp;nbsp;S şeklinde oturuyorlar. Popo koltukta, g&amp;ouml;vde erkekten m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n mertebe uzak, kafa popoyla aynı hizada.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&amp;quot;Doktor bey, belimin nesi var?&amp;quot;&amp;nbsp; &amp;quot;Otob&amp;uuml;ste erkek yanında &amp;ccedil;ok oturmuşsun evladım.&amp;quot;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir de &amp;ouml;zellikle yaşlılarda g&amp;ouml;r&amp;uuml;len, halef se&amp;ccedil;me meselesi var. Otob&amp;uuml;sten inmeden, yaşlı hanımlar &amp;ouml;zellikle (kıl olmamın bir başka sebebidir) birisine işaret edip &amp;quot;Ben kalkıyorum, evladım, gel sen otur.&amp;quot; derler. O evlat da hi&amp;ccedil; olamadım. Onun ezikliği de var...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;19F, 128, 17. Bu 3 otob&amp;uuml;sten uzak durun. Canınız cama yapışmak ya da otob&amp;uuml;sten inmeden meydan muharebesi &amp;ccedil;ıkarmak istemiyorsa tabi.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Otob&amp;uuml;slerden bahsederken, minib&amp;uuml;slere de değineyim. Bir yere ge&amp;ccedil; kalıyorsanız, sakın ama sakın siz daha sokağın ortasındayken sokak başında sizi bekleyen&amp;nbsp;minib&amp;uuml;se sizi beklediği i&amp;ccedil;in minnettar olup da binmeyin. Sizi bekleyen, yol boyunca herkesi bekler.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Otob&amp;uuml;ste sesi sonuna kadar a&amp;ccedil;ıp hem otob&amp;uuml;se hem kendine zıngır zıngır, abidik kubidik metal m&amp;uuml;zikler dinleten o tipler yok mu... Bir de dinledikleri sanki 9. Senfoni gibi suratlarında huzurluyla ifadesiz karışımı garip bir ifade... Ne garip bir ruh halidir, &amp;ccedil;&amp;ouml;zemedim.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Muavinlerin memleket meselesi &amp;ccedil;&amp;ouml;zecekmiş gibi, takım elbiseli, mağrur bir duruşları var ya... Adamlar FBI ajanı m&amp;uuml;barek.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&amp;quot;Sağlı sollu ilerleyelim beyler! Siz, hanımefendi, g&amp;ouml;r&amp;uuml;yorum sizi, 3 duraktır ilerlemiyorsunuz. Arka boş beyler, ilerleyelim!&amp;quot;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;NOT: Bug&amp;uuml;n kar yağdı! Şimdi durdu ama yağdı! Nasıl g&amp;uuml;zeldi ya... Cıngıl bells cıngıl bells cıngıl cıngıl bells diye kendi kendime mırıldanarak, suratımda tam bir zırdeli g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemesiyle y&amp;uuml;r&amp;uuml;d&amp;uuml;m. Tatil devam ediyor. Yine yazacağım!!!</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/14745.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <lj:mood>soğuk!</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>1</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/14336.html</guid>
  <pubDate>Fri, 26 Dec 2008 12:59:53 GMT</pubDate>
  <title>There and Back!</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/14336.html</link>
  <description>&lt;p&gt;There and Back! Başlık &amp;quot;Ne alaka?&amp;quot; d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesine sebebiyet verebilir, bir &amp;ccedil;a&amp;ccedil;a başlangı&amp;ccedil; fig&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;n adıdır kendisi. İleri-geri gitmek oluyor. Ve tebrikler, anladınız, bug&amp;uuml;n size dans derslerimden bahsedeceğim. (Savulun sefil fareler! Hadi ama, cidden eğlenceli oluyorlar.)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Latin başlangı&amp;ccedil; dersleri alıyorum; ama garip bir şekilde en &amp;uuml;nl&amp;uuml; ve pop&amp;uuml;ler latin dansı olan salsa i&amp;ccedil;in ayrı bir program a&amp;ccedil;ılmış. Biz de benim sevme sıramla cha cha cha, bachata, jive, merengue ve listeye almasam mı diyecek kadar kıl kaptığım rumba g&amp;ouml;r&amp;uuml;yoruz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Derslere gelince... Erkek bulmak zor azizim! Ya karı gibi kıvırıyorlar (tamam, g&amp;uuml;zel bir tabir değil, ama kıvırmayın o kadar be kardeşim!) ya da kendilerini halay modundan &amp;ccedil;ıkarmada bayağı zorluk &amp;ccedil;ekiyorlar. Her ne olursa olsun, onlar T&amp;uuml;rk erkeği i&amp;ccedil;inde bir azınlık, t&amp;uuml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;n korunması gereken bir azınlık! &amp;Ouml;nlerinde saygıyla eğilip dansı y&amp;ouml;netmelerini bekliyoruz. Olmuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Herkesin bildiği bir şey, b&amp;ouml;yle &amp;ccedil;iftli dansları erkek y&amp;ouml;netir. Kız d&amp;ouml;necekse kol kaldırılır, ileri gidilmesi gerekiliyorsa kız biraz &amp;ccedil;ekilir, birlikte d&amp;ouml;n&amp;uuml;lecekse biraz daha sert bir kavrayışla fig&amp;uuml;r başlatılır. Ama biraz da bizi &amp;uuml;rk&amp;uuml;tmekten korktuklarından mıdır ne, ya bu işaret hareketleri resmen kuyumcu terazisiyle farkı &amp;ouml;l&amp;ccedil;meyi gerektirecek kadar hafif yapılıyor, ya da beynimize basmayacağına mı inanmışlar ne, &amp;ouml;yle bir şiddetli geliyor ki hangi uzuvlarım sağlam kaldı diye kontrol ediyorsunuz dansın ardından. Bazısı abartıp iki fig&amp;uuml;r arası dans&amp;ouml;z misali kıvırıyor, bazısı kız &amp;ouml;n&amp;uuml;mde oynasın kardeşim, ben ileri geri giderim havasında...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burada durup derslerden bir iki&amp;nbsp;anektoda yer vermezsem ayıp olur. Bir &amp;ccedil;a&amp;ccedil;a d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml; &amp;ccedil;alışıyoruz, bildiğiniz d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş işte, erkek kolunu kaldırır, kız d&amp;ouml;ner. İşin p&amp;uuml;f noktası kolu zamanında, hareketten hemen &amp;ouml;nce değil, ve yeteri kadar kaldırmak. Uzun boylu erkeklerde dansa alerji mi vardır nedir, sınıfın az sayıda erkeklerinin &amp;ccedil;oğunluğunun da boyu benden kısa zaten, bu &amp;ccedil;oğunluktan biriyle dans ediyorum. Ben kendimden bıkmış halde, ne zaman d&amp;ouml;nd&amp;uuml;recek d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncesiyle temel adım yaparken kavalyemiz sinirlenmiş: &amp;quot;D&amp;ouml;nsene!&amp;quot; diye boğurdu. (b&amp;ouml;ğ&amp;uuml;rmekle boğulmak arası bir ses tonu) Suratmda Panda dondurmasının pandasının şaşkın bakışıyla &amp;quot;Kolumu kaldırmadın ki?!&amp;quot; dedim. Demez olaydım, bir de omuz hizamdan burun hizama gelmiş kolum g&amp;ouml;sterilerek azarlandım: &amp;quot;Kaldırdım ya!&amp;quot; Kafacağızımı b&amp;uuml;k&amp;uuml;p oranın altından ge&amp;ccedil;ecekmişim. Latin dansının erkek y&amp;ouml;netimine girmesinden midir ne, bende bir &amp;quot;Ben bilmem, erkegim bilir.&amp;quot; havası oluşuyor o derslerde. İlgin&amp;ccedil;. Tuhaf. Kafamı b&amp;uuml;kt&amp;uuml;m ve ge&amp;ccedil;tim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir jive &amp;ccedil;alışmasında (şu Huysuz Virjin&apos;in sunduğu dans yarışmasını izlediyseniz bu dansı biliyorsunuz, sadece eller tutulmuş halde biraz zıplanarak yapılan dans) ileri ve geri gidiş &amp;ccedil;alışıyoruz. İleri gidiş kız i&amp;ccedil;in kolay, erkek kolunuzu &amp;ccedil;ekiyor ve gidiyorsunuz, peki ya geri gitmeniz gerekirse? Kendimden uzun, ve hatta bayağı c&amp;uuml;sseli bir partner bulduğum nadir zamanlardan birinde (ki jive da bunun i&amp;ccedil;in en gereksiz dans, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; klasik dans tutuşunda değiliz) geri gidiş yapmamız gerekti. &amp;Uuml;zerime &amp;ouml;yle c&amp;uuml;sseli biri gelince, bilin&amp;ccedil;altımın Huysuz Virjin&apos;le jive&apos;ı yakıştırmasından mıdır, kendimi koruma refleksi midir nedir, geri geri Huysuz&apos;un &amp;ccedil;astra &amp;ccedil;astra &amp;ccedil;asss &amp;uuml;nlemiyle tanınan, tek ayağı &amp;uuml;st&amp;uuml;nde zıplayarak gidilen fig&amp;uuml;r&amp;uuml;ne giriştim. Sınıf kopmada, ben kızarmalarda... Hımm, ben bunu anlamamışım diye kıvırsan neyine yarar?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu kadarı yeter sanırım, daha &amp;ccedil;ok var da, kendimi de sınıfımı da daha &amp;ccedil;ok rezil edesim yok a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;ası. ^-^&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Latin geceleri oluyor Taksim&apos;de Boğazi&amp;ccedil;i&apos;nin, ama dışarıdan geliş de a&amp;ccedil;ık. Ben ayda bir kere ancak gidebilsem de, ilgisi olanları -&amp;ouml;zellikle partner sorunlarından dolayı erkekleri- bekleriz.&amp;nbsp;Bu dans geceleri&amp;nbsp;de bir ayrı g&amp;uuml;zel. Sadece temel adımını bildiğim salsayı bana &amp;ccedil;ok iyi bilen bir &amp;ouml;yle bir yaptırdı ki, d&amp;ouml;n&amp;uuml;yorum, gidip geliyorum ve, amaneyn, bir şeyler becerebiliyorum! Burdan da kızlarla hep yaptığımız muhabbete geliyor olay: &amp;quot;Erkek bilecek kardeşim!&amp;quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu konuda başımızdan ge&amp;ccedil;en rezilliği de anlatmadan ge&amp;ccedil;meyeceğim. 20:15 Kadık&amp;ouml;y vapurunu ka&amp;ccedil;ırmış halde, danstan bir kız arkadaşımla 20:45 vapurunu bekliyoruz, beklerken haftalık dedikodumuzdan da geri kalmıyoruz. Konuşmamızı aynen aktarıyorum:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;- Erkek bilecek abi ya... Bilince &amp;ouml;yle g&amp;uuml;zel oluyor ki... &lt;br /&gt;- Harbiden ya... Deneyimli olacak. &lt;br /&gt;- &amp;Ouml;yle olunca zevk alıyorsun işten zaten. &lt;br /&gt;- Yoksa olmuyor, evet...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi aklınızdan dans konseptini &amp;ccedil;ıkarıp bu konuşmayı okuyun... &lt;br /&gt;... &lt;br /&gt;Evet, yan tarafımızda oturan bey de aynı şeyi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;. Bize &amp;ouml;yle bir baktı ki -bir de konuşmayı bağıra &amp;ccedil;ağıra yapıyoruz- konuşmamız birden dans terimleriyle s&amp;uuml;slenme gereği duydu, aksi halde &amp;quot;vapur beklerken sapık sa&amp;ccedil;ma konuşan kız takımı&amp;quot; olarak yaftalanacaktık...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi 5 Ocak&apos;a kadar s&amp;uuml;recek YADYOK Kış Tatili&apos;min başındayım... Yani daha yazarım... Beni bekleyin anacığım!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/14336.html</comments>
  <category>dans</category>
  <category>günlük hayat</category>
  <lj:mood>tatil, rahat!</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>0</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/14185.html</guid>
  <pubDate>Fri, 14 Nov 2008 09:11:27 GMT</pubDate>
  <title>Koskoca Bir Ay</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/14185.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Bir blogum olduğunu tamamen unutmuştum, desem yeridir. Yahu ne zor işmiş yeni bir ortama girmek!? Eski arkadaşlarının yanında verebildiğin garip tepkiler vermemek i&amp;ccedil;in uğraş, bir yere mi gidiliyor, &amp;quot;Herkes kaynaşırken ben eksik kalmayayım.&amp;quot; diye katıl, okul kul&amp;uuml;plerine katıl, onların toplantılarına git, arkadaş se&amp;ccedil;imi &amp;ouml;nemli, her g&amp;uuml;n giyecek bir şey bulmak işkence, lisedekinden fazla &amp;ouml;dev yap, her g&amp;uuml;n essay(kompozisyon) yaz, yetmedi vocabulary (kelime) &amp;ccedil;alış... Bir ayım resmen b&amp;ouml;yle ge&amp;ccedil;ti.&lt;/p&gt;Ha, eğlenmiyor musun, &amp;uuml;niversite bu kadar mı k&amp;ouml;t&amp;uuml;? diyorsanız, yok orada yalan s&amp;ouml;ylemeyeyim. Bir kere okulumun yeri m&amp;uuml;kemmel. Arada dersten kaytarıp manzarada otumak, okuldan &amp;ccedil;ıkınca gidilebilecek yerlerin (Bebek, Taksim, Akmerkez, Şişli-Cevahir vs.) bolluğu m&amp;uuml;kemmel bir şey. Hem hazırlık o kadar da ağır değil. Haftada 4 g&amp;uuml;n 1&apos;den 5&apos;e kadar tırım tırım okula git, kalan saatlerde fink at ^-^ &lt;em&gt;Gayet harika bir hayat.&lt;/em&gt; İlgilerinize uygun bir kul&amp;uuml;p bulduğunuzda (Ben dansa kalıyorum, nasıl g&amp;uuml;zel bir şey anlatamam, diyemem, anlatacağım.) yemeyin de yanında yatın.&lt;p&gt;Bu arada blogumun olduğunu nasıl hatırladım? Ge&amp;ccedil;en g&amp;uuml;n bir arkadaşla şakalaşmalı tartışmamızda &amp;quot;Oğlum ka&amp;ccedil; g&amp;uuml;nl&amp;uuml;k adamsın sen?&amp;quot; (Seni ka&amp;ccedil; g&amp;uuml;nd&amp;uuml;r tanıyorum ki?) diye sorunca &amp;quot;1 ay oldu be!&amp;quot; dedi. Aynı g&amp;uuml;n&amp;uuml;n akşamı da vapurda karşılaştığım arkadaşım, bir hocamız hakkında konuşurken &amp;quot;Benim blogum var, millete laf atıyorum...&amp;quot; gibisinden bir şeyler s&amp;ouml;yleseydin dedi. Bir anda filmlerdeki gibi iki s&amp;ouml;z aklımdan ard arda ge&amp;ccedil;ti. Bir aydır g&amp;uuml;ncellemediğim bir blogum vardı benim! Koskoca bir ay! Bir şeyler yazmalıydı, ama ne? Sonunda genel yazma bi&amp;ccedil;imim olan &lt;strong&gt;daldan dala atlamada &lt;/strong&gt;(Kompozisyon yazarken bu stil y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden &amp;ccedil;ok zorluk &amp;ccedil;ekiyorum.) karar kıldım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mesela, ilk g&amp;uuml;nden alayım. Eski okulumun şartlarında 10, normal bir lise şartlarında 20 kişiden fazla almayacak bir sınıf. İ&amp;ccedil;eri girdim oturdum, sınıfa giren girene. En son kişi sayısı: 42. Bunların 7-8 tanesi kapının dibi ya da hocanın hizasında oturuyor. Hadi ilk g&amp;uuml;n karmaşasıdır, diyip evimize gidiyoruz. Ertesi g&amp;uuml;n sınıfa giren hocalardan biri (y&amp;ouml;netimde g&amp;ouml;revli): &amp;quot;Bu sınıf da kalabalık olmuş.&amp;quot; diyince, bir &amp;ouml;nceki g&amp;uuml;n yapılan oryantasyonda yaz okulu hakkı bulunmadığını, devamsızlık hakkının sadece 53 blok olduğunu &amp;ouml;ğrenen bizlerden biri &amp;quot;Neden bize 2. sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor ki?&amp;quot; diye sordu. Hoca ilk &amp;ouml;nce &amp;quot;Ben İngilizce konuşuyorum, siz de &amp;ouml;yle konuşmalısınız.&amp;quot; dedi (Bu ve bundan sonraki konuşmalar İngilizce ge&amp;ccedil;iyor.) Mesela ben bu c&amp;uuml;mleyi nasıl kurardım, diye bir c&amp;uuml;mle yazdı. Sonra ben bunu pasif olarak da s&amp;ouml;ylerdim, diyerek c&amp;uuml;mleyi pasife &amp;ccedil;evirdi. Ardından bir-iki synonym (eş anlamlı) veriyordu ki, sınıf kahkahalarla -sinirden mi bilinmez- g&amp;uuml;lmeye başladı. &amp;quot;Hocam, niye şimdi grammer dersine d&amp;ouml;nd&amp;uuml; ki bu?&amp;quot; diyince hoca başladı karma felsefesinden girmeye: &amp;quot;Her iyinin i&amp;ccedil;inde k&amp;ouml;t&amp;uuml;, her k&amp;ouml;t&amp;uuml;n&amp;uuml;n i&amp;ccedil;inde iyi vardır. Her şeyde biraz da hatayı kendinizde arayacaksınız.&amp;quot; Doğal olarak, verilen tepki &amp;quot;Boğazi&amp;ccedil;i&apos;ne girdik diye su&amp;ccedil;lu mu olduk?&amp;quot; oldu.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Devam edersek... İkinci &amp;ouml;nemli olay sınıf arkadaşları olarak ilk toplaşmamız oldu. Benim pek zeki &amp;ouml;nerim &amp;uuml;st&amp;uuml;ne Bebek&apos;e gidip, okulda 30 kuruşa verilen &amp;ccedil;aylara 3&apos;er YTL bayılınca hepimizin i&amp;ccedil;inde bir şeyler kaldı. Hatta biri &amp;quot;Manzara g&amp;ouml;rd&amp;uuml;k işte...&amp;quot; diyince, &amp;quot;Sanki okulda yoktu?&amp;quot; bakışımızla kendi enayiliğimizi onaylamış bulunduk. Yine de Bebek Starbucks ayrı bir şey, azizim!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;Uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;nc&amp;uuml; olarak da, her g&amp;uuml;n boğazı seyrederek bir yerlere gitmek &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel bir şey... Kadık&amp;ouml;y&apos;den Beşiktaş&apos;a ge&amp;ccedil;erken Kız Kulesi, Dolmabah&amp;ccedil;e, Galata Kulesi falan hepsini aynı anda g&amp;ouml;rmek... &amp;ouml;zellikle akşam nasıl g&amp;uuml;zel bir manzaradır! Her g&amp;uuml;n toplam 4-4,5 saat tutan ulaşımımın tek ve en g&amp;uuml;zel yanı. Okuldan Beşiktaş&apos;a giderken &amp;quot;Tamam, seneye yurda ge&amp;ccedil;iyorum.&amp;quot; diyorum; ama vapura binince b&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nceler &amp;ccedil;at diye kayboluyor...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hen&amp;uuml;z tavsiyeler verecek kadar &amp;ccedil;ok okumadım belki; ama bu sene &lt;em&gt;&amp;Ouml;SS&apos;ye hazırlananlara &lt;/em&gt;&amp;uuml;niversite se&amp;ccedil;iminde birka&amp;ccedil; &amp;ouml;nerim var. (&amp;Ouml;SS&apos;ye hazırlanma konusundaki &amp;ouml;nerilerim bir dahaki yazıya - bu sefer arayı o kadar &amp;ccedil;ok a&amp;ccedil;mayacağım, s&amp;ouml;z!)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kesinlikle ve kesinlikle &lt;strong&gt;&lt;em&gt;kamp&amp;uuml;sl&amp;uuml; bir okul &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;se&amp;ccedil;in. &amp;Ouml;zel olsun, devlet olsun, kamp&amp;uuml;s olsun. &amp;Ccedil;imenlere yayılmak, okulun i&amp;ccedil;inde takılacak, ders aralarında oturacak bir ortam olması cidden &amp;ccedil;ok g&amp;uuml;zel.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Okulu se&amp;ccedil;erken, sadece okulu ve eğitimi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmeyin. Siz bu okula nasıl gidip geleceksiniz, trafik kaldıracak sinir yapısına sahip misiniz -bunu birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n ard arda saat 7&apos;de k&amp;ouml;pr&amp;uuml;den dolu bir otob&amp;uuml;sle ge&amp;ccedil;erek anlayabilirsiniz- yurtta kalmayı d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorsanız başka birileriyle aynı odada uyumaya alışabilecek misiniz -zira g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; kadar kolay olmayabilir- , bunları d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;n. Ailenizden ayrı kalacaksanız, ya da ev tutacaksanız, kendi yağınızda kavrulabilir misiniz, ailesizliğe ne kadar dayanabilirsiniz, tek yaşamak sizi bayar mı, ya da birlikte kalmayı &amp;ccedil;ok istediğiniz şu arkadaş cidden size uygun mu? Bu konuyu ablamdan biliyorum, ayrı ayrı olduklarında &amp;ccedil;ok iyi anlaştığı 2 arkadaşıyla birka&amp;ccedil; ay yaşadıktan sonra kanlı bı&amp;ccedil;aklı oldu. Şu sıralar hedefleriniz yavaş yavaş belirmeye başlamış olmalı, bunları kesinlikle hesaba katın.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zaman kaybından aşırı korkmuyorsanız -hem insan hayatında 1 yıl nedir ki- &lt;strong&gt;hazırlık okuyun&lt;/strong&gt;. İngilizce&apos;yi de seviyorsanız, &amp;ccedil;ok s&amp;uuml;per bir yıl olacak.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Ve evet, bizleri kandırmışlar, &amp;uuml;niversiteye kapak attıktan sonrası hi&amp;ccedil; de kolay değil.&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/14185.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>üniversite</category>
  <lj:music>Creepin&apos; Up On You - Darren Hayes</lj:music>
  <media:title type="plain">Creepin&apos; Up On You - Darren Hayes</media:title>
  <lj:mood>ödev modu</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>1</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/13933.html</guid>
  <pubDate>Sun, 05 Oct 2008 12:01:59 GMT</pubDate>
  <title>15 Istanbul Avatarı</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/13933.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;n hakkında değişik bir fikrim vardı; ama &amp;ouml;nce kendime yeni bir İstanbul avatarı yapayım, dedim. Yaparken baktım kaptırmışım, ş&amp;ouml;yle bir 20 k&amp;uuml;sur tane olmuş. Bunlardan bir kısmını koymaya layık g&amp;ouml;rmedim, işte kalan 15! L&amp;uuml;tfen avatarı kullanırken bana bir şekilde link verin, en azından yapmamın bir karşılığı olsun.&lt;/p&gt;&lt;table cellspacing=&quot;4&quot; align=&quot;center&quot;&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td bgcolor=&quot;#51a3a6&quot; style=&quot;text-align: center; &quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#001&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#002&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#003&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist01.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist02.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist03.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#004&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#005&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#006&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist04.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist05.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist06.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#007&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#008&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#009&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist07.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist08.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist09.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#010&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#011&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#012&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist10.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist11.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist12.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#013&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#014&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;td align=&quot;center&quot; bgcolor=&quot;#51a3a6&quot;&gt;&lt;font size=&quot;1&quot;&gt;#015&lt;/font&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist13.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist14.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dicle_ist15.png&quot; /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/13933.html</comments>
  <category>doğa</category>
  <category>avatar</category>
  <lj:mood>^-^</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>7</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/13668.html</guid>
  <pubDate>Sat, 04 Oct 2008 16:49:17 GMT</pubDate>
  <title>Çeviri Komedileri</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/13668.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; yazımın konusu &amp;ccedil;eviri hataları olsun efendim. Bu aralar &amp;ccedil;ok sık rastlamaya başladım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En basitinden, ge&amp;ccedil;en cuma mıydı neydi, &lt;em&gt;Righteous Kill &lt;/em&gt;(Orjinal Cinayetler) filmine gittik. Al Pacino (bal pa&amp;ccedil;ino yanakları g&amp;uuml;l pa&amp;ccedil;ino) ve Robert De Niro başroldeler. Film hakkındaki g&amp;ouml;r&amp;uuml;şlerimi ileride bir ara belirteceğim; ama film daha adından başlayarak bir &amp;ccedil;evirme komedileri silsilesiydi!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son sahne, spoiler olmasın diye s&amp;ouml;ylemiyorum, biri vuruluyor, yanındaki polis merkezi arıyor, ambulans &amp;ccedil;ağırıyor. &amp;Ccedil;ağırma işlemi sırasında &amp;quot;Police officer down.&amp;quot; c&amp;uuml;mlesini kurma gafletinde bulunuyor. Gaflet, diyorum, zira filmin o sahnesi aşağıda belirteceğim &amp;ccedil;eviri hatası -ya da manyaklığı- ile benim i&amp;ccedil;in acıklı bir sahne olmaktan &amp;ccedil;ıkıp komediye d&amp;ouml;n&amp;uuml;şm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;C&amp;uuml;mle: Police officer down. &lt;br /&gt;Dicle&apos;den &amp;ccedil;eviri (ger&amp;ccedil;ek anlamı): Polis memuru vuruldu. &lt;br /&gt;Film &amp;ccedil;evirisi: Polis memuru &lt;strong&gt;EĞİL!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gel de yarılma. Yahu, bir dilin deyimlerini, mecazlarını bilmeyen adama ne akla hizmet &amp;ccedil;eviri yaptırıyorsunuz, ya da o ne akla hizmet yapıyor??? Aynı filmden, sahne değişmeden bir gaf daha. Ambulans &amp;ccedil;ağırılmıştır, telsizden şu anons duyulur:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anons: Eta 6 minutes. &lt;br /&gt;Dicle&apos;den a&amp;ccedil;ıklama: Eta estimated time of arriving kısaltmasıdır. Yani anonsta tahmini varış s&amp;uuml;resinin 6 dakika olduğundan bahsediliyor.&lt;br /&gt;Film &amp;ccedil;evirmeni ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml; peki? : Abi adamlarda FBI var, CIA var, CSI var, 3 harfli kombinasyonların hepsi alabildiğine kullanılmış bu gavurlarda. ETA da &amp;ouml;yle bir şey olsa gerek. Zaten bu işte bir bityeniği var, araştırılmalı. Ben ş&amp;ouml;yle &amp;ccedil;evireyim: &amp;quot;ETA 6 dakikada geliyor.&amp;quot;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gel de filmin son ve en &amp;ouml;nemli sahnesinde yarılıp yanındaki arkadaşının da izleme keyfinin i&amp;ccedil;ine etme...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;Ccedil;eviri hatalarından girmişken, aklıma Hotel California adlı aziz şarkı geldi bug&amp;uuml;n, indirdim, bir de sevdiğim şarkıları bağıra &amp;ccedil;ağıra s&amp;ouml;yleme alışkanlığım vardır, şarkı s&amp;ouml;zlerini de okuyalım dedim, Google&apos;a Hotel California yazıp &amp;ccedil;ıkan &lt;a href=&quot;http://www.gulum.net/turkce-lyrics/sarki.php?id=137&quot;&gt;ilk siteye&lt;/a&gt; girdim. S&amp;ouml;zleri &amp;ccedil;evirmişler, Allah razı olsun. Her şey iyi g&amp;uuml;zeldi de, sonda yapılan gaf...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;You can checkout any time you like, &lt;br /&gt;&amp;Ccedil;eviri: İstediğin zaman kontrol edebilirsin&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Check kontrol etmek demek, abicim, tamam da, checkout otelden ayrılma konusunda kullanılan bir terimdir. Yahu hi&amp;ccedil; mi gitmedin g&amp;uuml;ney sahillerimizde bir otele??? Ayrıca ardından gelen &amp;quot;but you can never leave!&amp;quot; (ama ayrılamazsın asla!) s&amp;ouml;z&amp;uuml;nden de mi işkillenmedin? Neyse...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sizin de bildiğiniz g&amp;uuml;zel hatalar var mı? Hatanın g&amp;uuml;zeli oluyorsa tabi ^-^ Bu arada artık sık sık yazıyorum, okul başlamasına yakın b&amp;ouml;yle bir istek geldi. Sıradaki 2-3 yazının konuları bilem hazır. Bir g&amp;uuml;nde yazıp başınızı ağrıtmayayım dedim.&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/13668.html</comments>
  <category>sinema</category>
  <category>komik</category>
  <lj:mood>=)</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>5</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/13077.html</guid>
  <pubDate>Fri, 03 Oct 2008 16:42:25 GMT</pubDate>
  <title>Bir Harry Potter Hikayesi</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/13077.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Haddime mi hala tartışılır; (hala tartışılmasına bayağı şaşıyorum) bir ara T&amp;uuml;rk bir fanfiction yazarı i&amp;ccedil;in &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/9681.html/&quot;&gt;eleştiride bulunmuştum.&lt;/a&gt; Her neyse, orada yapılan yorumlarda &amp;quot;Sen yazar değilsin ki, ne uğraşıp duruyon ulen!&amp;quot; tipli yorumlar gelmişti. Ben de bilmiş bilmiş &amp;quot;Hi&amp;ccedil; de bi kerem! Hayranlarım bilem var.&amp;quot; demiştim. (İnanan olmuş muydu? Vallahi doğruydu ya!)&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnanmıyorsanız elimde ufaktan bir kanıt var elbet, &lt;a href=&quot;http://www.ankaninsarkisi.com/&quot;&gt;http://www.ankaninsarkisi.com/&lt;/a&gt; benim de co-admin (yardımcı admin) olarak g&amp;ouml;rev yaptığım, kendi &amp;ccedil;apında ama samimi bir ortama sahip bir HP sitesiydi. Eğer men&amp;uuml;de Hayran Hikayeleri, oradan da H/HR&apos;nin herhangi bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;ne girerseniz, benim yazmayı ge&amp;ccedil;en yaz bırakışıma rağmen insanların hala &lt;strong&gt;Eyl&amp;uuml;l 2008&apos;de dahi &lt;/strong&gt;yeni b&amp;ouml;l&amp;uuml;m istemekten vazge&amp;ccedil;mediklerini g&amp;ouml;receksiniz. Ya da kısaca &lt;a href=&quot;http://www.ankaninsarkisi.com/ekstra/dicle/hhr15.html&quot;&gt;buraya&lt;/a&gt; tıklayıp en aşağıdaki yorumları okuyun. Sanırım istenilen cevaplar alınmıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse, bug&amp;uuml;n bunu yazmayı ama&amp;ccedil;lamamıştım. Sadece A.Ş. a&amp;ccedil;ık mı diye kontrol ettim, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; 3 admini de &amp;Ouml;SS &amp;ccedil;alışmasına girince unutulmuştu; bir site 1 yıl terk edilince de d&amp;ouml;nmek kolay olmuyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sizinle, A.Ş.&apos;de de paylaştığım bir &lt;em&gt;one-shot &lt;/em&gt;(Tek atış, tek b&amp;ouml;l&amp;uuml;ml&amp;uuml;k yazılar i&amp;ccedil;in kullanılır, yavaş yavaş da fanfiction alemi terminolojisini kapıyorsunuz - &amp;ccedil;akallar!) okutmak istiyorum, unutmayın, 7. kitap &amp;ccedil;ıkmadan yazılmıştı, ve &lt;em&gt;H/Hr &lt;/em&gt;(Harry/Hermione duygusal ilişkisi i&amp;ccedil;eren -evet hala umudumuz vardı- fanfictionlar i&amp;ccedil;in kullanılır.) i&amp;ccedil;ermeyen tek hikayemdir. Yine de kendimi en yakın g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m karakter, yani Hermione&apos;nin ağzından yazılmıştır. Umarım beğenirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;Son Savaş&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;Hogwarts&amp;rsquo;ı terk edip Adı Anılmaması Gereken Kişi&apos;nin, hayır artık onun adını s&amp;ouml;yleyebilmeliyim, Lord Voldemort&amp;rsquo;un peşine d&amp;uuml;şmemizin &amp;uuml;zerinden 5 yıl ge&amp;ccedil;ti. 5 koca yıl&amp;hellip; Artık 21 yaşında bir yetişkinim. Harry&amp;rsquo;nin Ginny&amp;rsquo;le d&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml;n&amp;uuml;n &amp;uuml;zerinden 2 yıl ge&amp;ccedil;ti&amp;hellip; Ron&amp;rsquo;la nişanımızın &amp;uuml;zerindense yalnızca 1 ay. Ginny&amp;rsquo;nin artık hayatına tek başına devam edeceğini &amp;ouml;ğrenmesi... Şu an &amp;uuml;zerinden 1&amp;nbsp;dakika bile ge&amp;ccedil;medi. Y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne &amp;ouml;ylece bakıp onun gittiğini kabullenememesini g&amp;ouml;rmeye dayanamayacağım&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Voldemort, peşine d&amp;uuml;şt&amp;uuml;ğ&amp;uuml; hi&amp;ccedil;bir aileyi sağlam bırakmadı ve Z&amp;uuml;mr&amp;uuml;d&amp;uuml;anka Yoldaşlığı&amp;rsquo;nın her &amp;uuml;yesinin ailesi parampar&amp;ccedil;a oldu, evet. Ama en &amp;ccedil;ok kayıp veren aile Weasleylerdi. Bill, Fred (ardında kalan George&amp;rsquo;un artık &amp;ouml;l&amp;uuml;den bir farkı yok), Mr.Weasley ve Percy&amp;hellip; Percy hatasını anlayıp bakanlığın saflarını terk ederek ailesine geri d&amp;ouml;nm&amp;uuml;şt&amp;uuml;, &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyenler ise birbirine kavuşmuş bir baba-oğulu &amp;ouml;ld&amp;uuml;recek kadar al&amp;ccedil;aktılar&amp;hellip;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harry&amp;hellip; Son savaştan hen&amp;uuml;z kimseye bahsetmedim, kimsenin onun &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;ne neden olacak kahramanlığını takdir emesine ihtiyacım yok, onun ne denli kahraman olduğunu hi&amp;ccedil; acı duymadan s&amp;ouml;yleyemelerinin hi&amp;ccedil;bir anlamı yok.&lt;/p&gt;&lt;a name=&quot;cutid1&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;p&gt;Her şeyin başladığı yerdeydi son savaş. Harry&amp;rsquo;nin geri d&amp;ouml;nmek i&amp;ccedil;in her t&amp;uuml;rl&amp;uuml; laneti ve al&amp;ccedil;aklığı g&amp;ouml;ze alan Voldemort&amp;rsquo;la ilk kez karşılaşıp, şans eseri de olsa onu yendiği ilk yer, Felsefe Taşı&amp;rsquo;nın korunduğu oda&amp;hellip; T&amp;uuml;m hortkuluklar bulunup yok edilmişti, sonuncusu Slytherin&amp;rsquo;in değerli madalyonuydu ve Harry son savaşından &amp;ouml;nce ne olursa olsun ger&amp;ccedil;ek isteğinin ne olduğunu Kelid Aynası&amp;rsquo;ndan &amp;ouml;ğrenmeye kararlıydı. Ve Ron&amp;rsquo;la ben ilk defasında olduğu gibi yine onunlaydık. Bir daha asla bir araya gelemeyecek olan &amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;m&amp;uuml;z...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harry,son zamanlarda muhteşem bir Zihinbend ustası olmuştu ve &amp;ccedil;oğunlukla yalnızca g&amp;ouml;zlerine bakarak ne d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; anlayan ben bile onu anlayamaz olmuştum. Fakat Ron ve benim de bu konuda uzmanlaşmamız i&amp;ccedil;in hi&amp;ccedil; zaman olmamıştı&amp;hellip; Odaya vardığımız an en nefret ettiğimiz 3 &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyen&amp;rsquo;le karşılaştık: Voldemort&amp;rsquo;un en sadık yardımcısı Bellatrix, onun saflarına katılmak i&amp;ccedil;in hayatımda g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m en al&amp;ccedil;ak&amp;ccedil;a şeyi yapıp aynı gecede 5 b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml; ailesinin &amp;ccedil;ocuklarına saldıran Greyback ve yakın zamanlarda Azkaban&amp;rsquo;dan ka&amp;ccedil;an Malfoy. &amp;Uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; geriye &amp;ccedil;ekildi ve ortaya iyice k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;len g&amp;ouml;zbebekleriyle yılandan farkı kalmayan Voldemort &amp;ccedil;ıktı. O ve Ron d&amp;ouml;rd&amp;uuml;yle birden uğraşırken ben ka&amp;ccedil;mamız i&amp;ccedil;in bir yol arıyordum. Onların ikisini d&amp;ouml;rd&amp;uuml;yle birlikte bırakmam b&amp;uuml;y&amp;uuml;k aptallıktı. Tek başıma dikkatsizce orada durmamdan b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir aptallık değildi. Ne olduğunu anlayamadan,b&amp;uuml;y&amp;uuml;k satran&amp;ccedil; tahtasının &amp;ouml;n&amp;uuml;nde Bellatrix karşıma &amp;ccedil;ıktı. Sinsi kadın,beni takip etmiş olmalıydı. Tam bu anda Voldemort&amp;rsquo;u atlatmış olan Harry i&amp;ccedil;eriye girdi. Asama uzanamadan Bellatrix&amp;rsquo;in &amp;uuml;zerime bir Avada Kedavra yolladığını g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. G&amp;ouml;z g&amp;ouml;ze geldik, Harry Bellatrix &amp;uuml;zerime b&amp;uuml;y&amp;uuml;y&amp;uuml; yolladığı anda asasını &amp;ccedil;ekerek s&amp;ouml;zlerini anlayamadığım eski ve kadim bir tılsım yaptı. Tam başımın &amp;uuml;zerinde yeşil ve kırmızı ışıklar &amp;ccedil;arpıştılar. Kırmızı ışık, yeşili emdi ve giderek b&amp;uuml;y&amp;uuml;yerek bir Gryfindor aslanı bi&amp;ccedil;imini alarak yok oldu. &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyenler ışıktan k&amp;ouml;r olmuş gibiydiler, hareketsiz bir şekilde duruyorlardı. Yalnızca Voldemort, asil Gryfindor aslanı bi&amp;ccedil;imini alan ışık huzmesinin kuvvetli b&amp;uuml;y&amp;uuml; etkisinden etkilenmemiş gibiydi.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;rdquo;Akıllıca Potter,&amp;ccedil;ok akıllıca&amp;hellip;&amp;rdquo; dedi, g&amp;ouml;zleri daha da kısılırken bi&amp;ccedil;imsiz dudağında hafif ve sinsi bir g&amp;uuml;l&amp;uuml;mseme belirdi. &amp;rdquo;Sırlar Odası&amp;rsquo;nda karşılaşmamızda hakkında d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;klerimde yanılmışım, belki de sahip olduğun şans değildi. &amp;Ccedil;ok akıllıca&amp;hellip; Bayağı eski bir tılsım&amp;hellip; Sanırım beklenmeyen anlarda eski tılsımlara başvurmak kanında var.&amp;rdquo;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harry, şimdi olduk&amp;ccedil;a solgun g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yordu, b&amp;uuml;y&amp;uuml;y&amp;uuml; yaparken y&amp;uuml;z&amp;uuml;ndeki canlı ifadeden eser kalmamıştı. &amp;rdquo;Asla&amp;hellip; şans&amp;hellip; değil.&amp;rdquo; diye fısıldadı. Bu d&amp;uuml;elloda yapacağı en ufak bir dikkatsizlik hayatına mal olabilecekken, o b&amp;ouml;yle g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z kalarak savaşamazdı. Bu rağmen, yılmayarak asasını kaldırdı. &amp;rdquo;Hayır,Harry!&amp;rdquo; diye &amp;ccedil;ığlık attım ve ona doğru koştuğum sırada biri beni omzumdan tuttu. &amp;rdquo;Sana burada ihtiya&amp;ccedil; var Hermione.&amp;rdquo; dedi. Ger&amp;ccedil;ekten de şu an afallamış durumda olan &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyenlerin icabına bakılmalydı. Birka&amp;ccedil; bağlama b&amp;uuml;y&amp;uuml;s&amp;uuml;yle &amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;n&amp;uuml; de etkisiz hale getirerek tekrar b&amp;uuml;y&amp;uuml;k d&amp;uuml;elloda ne olduğunu g&amp;ouml;rmek i&amp;ccedil;in arkamı d&amp;ouml;nd&amp;uuml;m. Ger&amp;ccedil;ekten de &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zde yapılan, d&amp;uuml;nya tarihinin g&amp;ouml;r&amp;uuml;p g&amp;ouml;r&amp;uuml;lebilecek en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k d&amp;uuml;ellosuydu. Herhangi bir b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;ye, Karanlık Savunma diye g&amp;ouml;sterilen derslerin &amp;ccedil;ok &amp;uuml;st&amp;uuml;ndeydi. Harry, muhteşem Karanlık Sanatlara Karşı Savunma yeteneklerini ortaya koyarken Voldemort hi&amp;ccedil; durmadan atağa ge&amp;ccedil;iyordu. Harry ise s&amp;uuml;rekli savunma halindeydi, Voldemort&amp;rsquo;un da anlayabileceği kadar belirgindi g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z d&amp;uuml;şt&amp;uuml;ğ&amp;uuml;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Harry&amp;rsquo;nin yeşil g&amp;ouml;zlerindeki ışık gitgide azalırken Voldemort&amp;rsquo;un hain g&amp;ouml;zlerindeki parıltı her ge&amp;ccedil;en an b&amp;uuml;y&amp;uuml;yordu. Harry&amp;rsquo;nin iyice g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;z kalarak kolundaki b&amp;uuml;y&amp;uuml;k yaraya g&amp;ouml;z attığı anda Voldemort&amp;rsquo;un asasından b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir ışık huzmesi fırladı. Harry aynaya doğru koştu. B&amp;uuml;y&amp;uuml; tam aynaya isabet etti ve Kelid Aynası son bir defa g&amp;ouml;revini ger&amp;ccedil;ekleştirdi, Voldemort&amp;rsquo;u eski yakışıklı haliyle, elinde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k antik bir run ve bir asa tutarken g&amp;ouml;sterdi; ben bunun anlamını kavrayamadan da b&amp;uuml;y&amp;uuml;n&amp;uuml;n b&amp;uuml;y&amp;uuml;k g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; emerek patladı. Ona yardım etmem gerektiğini d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nenerek &amp;ccedil;aresizce etrafıma bakındım ve Ron&amp;rsquo;u g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Odanın hemen girişindeydi, elinde kocaman bir şey tutuyordu, odaya gelmeden &amp;ouml;nce &amp;ouml;ld&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z, artık Voldemort&apos;un saflarına ge&amp;ccedil;miş ifritlerden birinin sopası. Ve tıpkı beni ifritin elinden kurtarışında olduğu gibi, aynı anda bağırdık: &amp;rdquo;Wingardium Leviosa!&amp;rdquo; Sopa, kısa bir u&amp;ccedil;uştan sonra aynanın patlamasıyla dikkatini kaybeden Voldemort&amp;rsquo;un kafasına inerken oluşan kargaşada &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyenleri tutan g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmez iplerin kontrol&amp;uuml;n&amp;uuml; kaybetmiştim. Onların tekrar savaşa katılmasıyla yenileceğimiz kesinleşmişti, Harry o kadar g&amp;uuml;&amp;ccedil;s&amp;uuml;zd&amp;uuml; ki&amp;hellip; 2&amp;rsquo;ye karşı 4 savaşamazdık, acilen ka&amp;ccedil;mamız gerekiyordu. Yaz tatili olduğundan ve 5 yıldır ortalıkta g&amp;ouml;r&amp;uuml;nmeyen Voldemort&amp;rsquo;un yok olduğuna yeni Hogwarts m&amp;uuml;d&amp;uuml;r&amp;uuml; bile inandığından (Belki de Dumbledore kadar yetenekli değildir,derdi Harry hep, alayla.) Cisimlenmeyi yasaklayan b&amp;uuml;y&amp;uuml;ler &amp;ccedil;ok zayıftı, benim bile kaldırabileceğim kadar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;rdquo;Ben hallederim,sen onları biraz oyala.&amp;rdquo; dedim Ron&amp;rsquo;a ve Hogwarts&amp;rsquo;ın &amp;uuml;zerindeki bazı koruyucu b&amp;uuml;y&amp;uuml;leri kaldırmaya başladım. Ron Harry&amp;rsquo;i arkasına almış, birka&amp;ccedil; Sersemletme b&amp;uuml;y&amp;uuml;s&amp;uuml;ne birden karşı koyuyordu. Bu esnada Harry, Ron&amp;rsquo;un arkasından ayrılarak Voldemort&amp;rsquo;la karşı karşıya geldi. Y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne d&amp;uuml;şen sa&amp;ccedil;larını g&amp;ouml;zlerinin &amp;uuml;zerinden kaldırmadan Voldemort&amp;rsquo;a bakan Harry&amp;rsquo;nin &amp;ldquo;Gidersem yanımda seni de g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;r&amp;uuml;m.&amp;rdquo; deyişinde g&amp;ouml;zlerindeki kin apa&amp;ccedil;ıktı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tek saniyede her şey olup bitmiş gibiydi, bir anda Harry o eski tılsımdan bir tane daha yapmış ve Voldemort&amp;rsquo;un Avada Kedavra&amp;rsquo;sıyla karşı karşıya gelmişti, sonunda asalar yine birbirine bağlandı ancak bu kez Priori Incantatem&amp;rsquo;in kanunları işlemedi. İkisi de hareketsizce yere yığıldılar. Şaşkınlıkla bu olayı izlerken dahi b&amp;uuml;y&amp;uuml;m&amp;uuml; yapmayı s&amp;uuml;rd&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml; fark ettim, artık gidebilirdik. Ron, şimdi Lord&amp;rsquo;larına ne olduğunu &amp;ouml;ğrenmeye &amp;ccedil;alışan &amp;Ouml;l&amp;uuml;m Yiyenlerin elinden kurtulmuştu, ancak Greyback de peşimizdeydi. Greyback&amp;rsquo;i atlatmak hi&amp;ccedil; de kolay olmadı. Al&amp;ccedil;ak adam,b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml; d&amp;uuml;ellosunun en temel kurallarını bile hi&amp;ccedil;e sayarak saldırıyordu bize-asla sessiz b&amp;uuml;y&amp;uuml; yapmamalısın- oysa bu, şerefli bir b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n asla yapmayacağı bir şeydir. O pislikten başka ne beklenebilir ki zaten? Tek yapabildiğimiz, temel birka&amp;ccedil; savunma b&amp;uuml;y&amp;uuml;s&amp;uuml;yle karşı koymaktı, ne yaptığını bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; bilemiyorduk. Ron, birden zafer kazanmış&amp;ccedil;asına &amp;ldquo;Buldum!&amp;rdquo; dedi. Bir Patronus yarattı, Patronus yapmayı bir t&amp;uuml;rl&amp;uuml; doğru d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n &amp;ouml;ğrenememişti, g&amp;uuml;zel olan da buydu zaten, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; yarattığı Patronuslar, doğru d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n bir şekil almıyor, koca bir sis halinde etrafımızda duruyordu. Bu da Greyback bizi g&amp;ouml;r&amp;uuml;p başka bir b&amp;uuml;y&amp;uuml; yapamadan, ka&amp;ccedil;mamızı sağladı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;St.Mungo&amp;rsquo;ya cisimlendik, hoşgeldin cadısı Harry&amp;rsquo;nin kendinden ge&amp;ccedil;miş halini g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir &amp;ccedil;ığlık attı:&amp;rdquo;D&amp;ouml;rd&amp;uuml;nc&amp;uuml; kat, &amp;ccedil;abuk!&amp;rdquo; Onlarca şifacı bir anda g&amp;ouml;t&amp;uuml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml;z odaya &amp;uuml;ş&amp;uuml;şt&amp;uuml;ler ve bizi dışarı &amp;ccedil;ıkararak 1 saat kadar orda kaldılar. Sonunda i&amp;ccedil;eri girmemize izin verildi. Herkes dışarı &amp;ccedil;ıkarken, sessiz ama g&amp;ouml;zlerindeki b&amp;uuml;y&amp;uuml;k h&amp;uuml;z&amp;uuml;nle bize anlamamız gerekeni anlatan Başşifacı bizimle kaldı. K&amp;ouml;t&amp;uuml; bir şeyler olduğunu biliyordum, g&amp;ouml;zyaşlarımı bastırarak Harry&amp;rsquo;nin cansız olmadığını g&amp;ouml;steren bir kanıt arıyordum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;ldquo;Yaşıyor.&amp;rdquo; dedi şifacı yavaş&amp;ccedil;a. &amp;rdquo;Şimdilik. Uzun zaman d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nmemize rağmen b&amp;ouml;yle&amp;hellip; B&amp;ouml;yle ağır bir b&amp;uuml;y&amp;uuml; etkisiyle uzun zamandır karşılaşmadığımıza karar verdik. B&amp;ouml;yle şeyler en son&amp;hellip; Adı Anılmaması Gereken Kişi&amp;rsquo;nin zamanında oluyordu.&amp;rdquo; Her şeyi anlamış gibiydi başşifacı. &amp;ldquo;Ama bunun gibi ağırını&amp;hellip; Hayır hi&amp;ccedil; g&amp;ouml;rmedik.&amp;rdquo; S&amp;ouml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; tamamlayan b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;,kapıyı sessizce kapayarak dışarı &amp;ccedil;ıktı. Harry&amp;rsquo;nin yanına gittik ve yanına eğildik. &amp;rdquo;Kovuk&amp;rsquo;takilere haber versem iyi olur.&amp;rdquo; diyip Ron da bir s&amp;uuml;re sonra dışarı &amp;ccedil;ıktı. Harry&amp;rsquo;nin y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne baktım ve...ve hayretle alnındaki yaranın kızararak hafif&amp;ccedil;e kaybolduğunu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Bu sırada Harry&amp;rsquo;nin y&amp;uuml;z&amp;uuml;ndeki acı, bir kitabın yazıları kadar a&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;a okunuyordu. Bu kayboluş, 1 saat kadar bir s&amp;uuml;rede tamamlandı ve ben tam şokumu atlatıp bunu Ron&amp;rsquo;a g&amp;ouml;stermeyi akıl ederek ayağa kalktığımda i&amp;ccedil;eri Charlie, Lupin ve Profes&amp;ouml;r McGonagall girdi. Ginny odaya adım attığı anda hı&amp;ccedil;kırıklara boğuldu ve yere &amp;ccedil;&amp;ouml;kt&amp;uuml;. Lupin&amp;rsquo;in g&amp;ouml;z&amp;uuml;nden bir damla yaş s&amp;uuml;z&amp;uuml;ld&amp;uuml;, Harry&amp;rsquo;nin neredeyse cansız bedenine bakmaktan &amp;uuml;rkt&amp;uuml;ğ&amp;uuml; i&amp;ccedil;in, Ginny&amp;rsquo;i de Harry&amp;rsquo;nin yatağının kenarından uzaklaştırdı, Ron&amp;rsquo;la birlikte yanında kalıp onu teselli etmeye &amp;ccedil;alıştı. Profes&amp;ouml;r, Harry&amp;rsquo;nin yanına yaklaştı ve &amp;uuml;z&amp;uuml;nt&amp;uuml;yle y&amp;uuml;z&amp;uuml;ne baktığı sırada donakaldı. Eliyle yavaş&amp;ccedil;a Harry&amp;rsquo;nin sa&amp;ccedil;larını alnından &amp;ccedil;ekti ve fısıldadı: &amp;rdquo;Bu,tek bir anlama gelebilir. Lord Voldemort, o, ancak tamamen gittiyse, evet, bu durumu a&amp;ccedil;ıklar, ama...&amp;rdquo; &amp;ldquo;Profes&amp;ouml;r, bana bunun ne anlama geldiğini a&amp;ccedil;ıklayabilir misiniz?&amp;rdquo; diye sordum. &amp;Uuml;rkek&amp;ccedil;e Ginny&amp;rsquo;nin ağladığı k&amp;ouml;şeye baktı. &amp;ldquo;Seninle dışarıda konuşalım,Granger.&amp;rdquo; dedi. Odadan dışarı &amp;ccedil;ıktığımızda d&amp;uuml;ş&amp;uuml;ncelerini toplamak ister gibi biraz durakladı,sonra da konuşmaya başladı: &amp;ldquo;Voldemort ve Harry arasındaki bağın b&amp;uuml;y&amp;uuml;kl&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n&amp;uuml; asla anlayamadık bunu biliyorsun. Ancak siz 5. sınıftayken ne denli kuvvetli olduğu konusunda bir ipucu edinebildik. Ancak bug&amp;uuml;n olanlar... Voldemort&amp;rsquo;la bug&amp;uuml;n karşılaşmış ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;k zarar vermiş olmalısınız.&amp;rdquo; dedi. Başımı salladım. &amp;ldquo;Evet... G&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;şe bakılırsa ona ger&amp;ccedil;ekten &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir zarar vermiş olmalısınız. Hatta... Oluşan bu Priori Incantatem Adı Anılmaması Gereken&amp;rsquo;i &amp;ouml;ld&amp;uuml;rm&amp;uuml;ş bile olabilir.&amp;rdquo;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonunda dayanamayarak sordum:&amp;rdquo;Peki bunda sizi bu kadar korkutan nedir, Profes&amp;ouml;r?&amp;rdquo; Anlayışla başını salladı: &amp;rdquo;Anlaşılan o ki, ikisi arasında fiziksel bir bağ da varmış.Bu da Harry&amp;rsquo;nin Voldemort&amp;rsquo;un &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;yle,bir &amp;ccedil;eşit... g&amp;uuml;&amp;ccedil; kaybına uğrayabileceğini g&amp;ouml;steriyor.&amp;rdquo;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Her şeyin kaybolmuş gibi g&amp;ouml;r&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; bir an... Bir g&amp;ouml;z a&amp;ccedil;ıp kapama, bilincimin kaybolup geri gelmesi ve...&amp;quot;K&amp;uuml;t&amp;uuml;phaneye gitmeliyim!&amp;quot; diye kendimi St. Mungo&apos;dan dışarı atmam... Ne yapacaktım şimdi? Her zaman olduğu gibi, kitaplar yine sorularıma cevap verebilecek miydi? Hogwarts yakınlarına cisimlendim ve Madam Pince&apos;e gittim. O an ne yaptığımı bilmiyorum, yalnızca &amp;quot;Harry...&amp;quot; diye fısıldadığımı hatırlıyorum... Madam Pince, &amp;ouml;n&amp;uuml;mden &amp;ccedil;ekildi, izin verircesine elini uzattı ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;n en b&amp;uuml;y&amp;uuml;k sırları tamamıyla karşımdaydı: Dumbledore&apos;un &amp;ouml;zel k&amp;uuml;t&amp;uuml;phanesi. Gece boyu s&amp;uuml;ren araştırmam, g&amp;ouml;zlerim kan &amp;ccedil;anağına d&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş halde, vazge&amp;ccedil;meye başlarken sonu&amp;ccedil; verdi: Harry&apos;nin yaptığı Godric Gryfindor&apos;un kendine ait, &amp;ccedil;ok eski bir t&amp;uuml;r b&amp;uuml;y&amp;uuml; emiciydi. Ancak b&amp;uuml;y&amp;uuml;, karşılaştığı b&amp;uuml;y&amp;uuml;yle birlikte, yapan b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n fiziksel ve b&amp;uuml;y&amp;uuml; g&amp;uuml;c&amp;uuml;nden de besleniyordu ve bir kez yapıldığında en g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n bile b&amp;uuml;y&amp;uuml; g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml; geri toplaması i&amp;ccedil;in en az birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n dek beklemesi gerekiyordu, aksi durumlar &amp;ccedil;ok b&amp;uuml;y&amp;uuml;k sakatlıklar ve hatta... Gerisini okuyamadan kitabı g&amp;ouml;zyaşları i&amp;ccedil;inde kapadım. Belli ki Harry, onu son vuruşunu yapmak i&amp;ccedil;in saklıyordu, ama benim y&amp;uuml;z&amp;uuml;mden, sadece benim dikkatsiz bir aptal oluşum y&amp;uuml;z&amp;uuml;nden 2 kez kullanmak zorunda kalmıştı. En g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml; b&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n bile birka&amp;ccedil; g&amp;uuml;n arayla yapması gerekirken, o bir saat i&amp;ccedil;inde yapmıştı... Kendimden nefret ettim... Hi&amp;ccedil; kimsenin etmediği kadar...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aradan, Harry&apos;de hi&amp;ccedil;bir tepkinin,hissin bulunmadığı, Şifacıların g&amp;uuml;nden g&amp;uuml;ne a&amp;ccedil;ılan yaralarına seyirci kaldığı 7 g&amp;uuml;n ge&amp;ccedil;ti... 7&apos;nin g&amp;uuml;c&amp;uuml;ne hep inanmıştım, en sihirsel sayı, belki de Harry&apos;nin bize geri d&amp;ouml;neceği g&amp;uuml;n&amp;uuml; m&amp;uuml;jdeleyen sayı... Ve Harry,sonunda kıpırdamaya başladı, odada n&amp;ouml;bet bekleyen Ron, ben ve Lupin başına toplandık. &amp;quot;Ben, evet, Vol-de-...&amp;quot;Ama c&amp;uuml;mlenin gerisini duyamadık... Harry, bir saat &amp;ouml;nce, &amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;m&amp;uuml;z&amp;uuml; bozarak y&amp;uuml;z&amp;uuml;nde tuhaf bir huzur ve g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemeyle bizden ayrıldı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ginny odanın dışında bekliyordu. Beni g&amp;ouml;r&amp;uuml;r g&amp;ouml;rmez anladı ama ben ger&amp;ccedil;eği kabul etmek istercesine kelimelere d&amp;ouml;kt&amp;uuml;m... Ron&apos;a sarılıp uzun uzun ağladı ve sonunda gururla başını kaldırdı: &amp;ldquo;Ne olursa olsun, ben Mrs.Potter olmaya devam edeceğim.&amp;rdquo;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ona, bu soylu adı asla bırakmaması gerektiğini s&amp;ouml;yledim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ya hep ya hi&amp;ccedil;... Ya k&amp;ouml;t&amp;uuml; adam ve kahraman savaşırlar, ya da ikisi de yok olur. Yalnız kahramanların kendini feda etmeye cesareti vardır. Ger&amp;ccedil;ek kahramanlık bu aslında.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yara izli &amp;ccedil;ocuk...Herkes seni yara izli, kurtulan tek kişi Harry Potter olarak tanıdı, ama sen tek timsalin yara izin olmadan kaybettin, iyiliğin kazanması i&amp;ccedil;in... B&amp;uuml;t&amp;uuml;n d&amp;uuml;nya seni unutsa da, sen unutma ki, seni hep hatırlayacak insanlar mutlaka var...&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/13077.html</comments>
  <category>fanfiction</category>
  <category>harry potter</category>
  <category>hikaye</category>
  <lj:mood>mutlu</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/12741.html</guid>
  <pubDate>Wed, 01 Oct 2008 16:06:57 GMT</pubDate>
  <title>Moda ve Alışveriş (Evet, konunun buraya geleceğini biliyordunuz.)</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/12741.html</link>
  <description>&lt;p&gt;&amp;Uuml;z&amp;uuml;lmeyin, ne aldığımı uzun uzun anlatıp başınızı ağrıtacak biri değilim - beni en azından bu kadar tanımış olmalısınız. Zaten bir şey de alabilmiş değilim. Alacak bir şey olsa...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, bug&amp;uuml;nk&amp;uuml; yazımın konusu bu. Onca para d&amp;ouml;k&amp;uuml;p markalaşmış mağaza zincirleri nasıl ele avuca gelecek tek bir mal &amp;uuml;retmekten bu kadar yoksun kalıyorlar? Eğer biraz vakit ayırıp profil sayfamı ya da yandaki tanıtım yazısını okumuşsanız, biliyorsunuz ki ileride amacım tekstil d&amp;uuml;nyasına atılmak. Bu nedenle yalnızca iyi giyinmekten hoşlanan ya da alışveriş manyağı bir kız olarak değil, gelecekteki işim adına da g&amp;ouml;zlemliyorum etrafı. Ve vardığım kanı şu: Bir kez adınız marka diye anılmaya başladıktan sonra, istediğiniz kadar sa&amp;ccedil;malayın, alacak birka&amp;ccedil; enayi mutlak bulunur.&lt;img alt=&quot;Bu kış yine kadınlar tek tip.&quot; hspace=&quot;10&quot; align=&quot;right&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/kisuniformas.png&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Size sorunumun ne olduğunu s&amp;ouml;yleyeyim, &amp;ouml;zellikle kışın daha belirgin bir hal alıyor bu: &lt;strong&gt;tek tip insanlara d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;yoruz&lt;/strong&gt;. Bu sene adı duyulmuş birka&amp;ccedil; modacı V yaka ve b&amp;uuml;y&amp;uuml;k d&amp;uuml;ğmeler mi yaptı? Konu kapanmıştır. G&amp;ouml;ğs&amp;uuml;n altında biten, &amp;ouml;yle olmasa da yarısını a&amp;ccedil;ıkta bırakma amacıyla dizilmiş V yakalar, tek tip ceketler, mağaza değişse de değişmeyen abidik kubidik modeller. Ş&amp;ouml;yle bir etrafınıza bakındığınızda, bacakları d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n olmasa da ya başka model bulunamadığından ya da modaya uymak gerekli g&amp;ouml;r&amp;uuml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nden giyilmiş daracık pantolonlar, uzun hırkalar, i&amp;ccedil;ine pantolon sıkıştırılmış uzun &amp;ccedil;izmeleriyle bir kadın ordusu g&amp;ouml;receksiniz sokaklarda bir-iki aya kalmadan. Alacak başka şey olsa, belki yarısı moda budur, diye yine onları alacaktı ama eminim ki diğer yarısı başka şeyleri tercih edecekti. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; insanlar &amp;ouml;zel olmaktan hoşlanır. Bu y&amp;uuml;zden sokakta &amp;uuml;niforma değil, istediğimiz kıyafetleri giyiniyoruz, bu y&amp;uuml;zden &amp;ouml;ğrenciler okul formasından nefret ediyor. Anlayan bir Allah&apos;ın kulu yok ki!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yahu, tek istediğim &lt;em&gt;klasik 2 par&amp;ccedil;a trikoydu&lt;/em&gt;! Hayatımda bu kadar sa&amp;ccedil;malık g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m&amp;uuml; hatırlamıyorum. Yuvarlak yaka, hafif&amp;ccedil;e uzun 2 tane d&amp;uuml;z triko! 5 mağaza dolaştım, adlarını da vereyim hatta: Mango, Koton, Oxxo, Afrodit ve Zara. Tek tip olmaktan hoşlanmıyorsanız, kendinize gezecek başka mağaza bulmanızı salık veririm. Zara&apos;nın trikoları g&amp;ouml;bek deliğinizi zor kapatıyor, kadın g&amp;ouml;ğs&amp;uuml;n&amp;uuml; şekilsiz g&amp;ouml;stermede Mango&apos;nun &amp;uuml;st&amp;uuml;ne yok, Oxxo mallarını T&amp;uuml;rkiye yerine &amp;Ccedil;in&apos;de &amp;uuml;retmeye başladığından beri kıyafetler naylon g&amp;ouml;r&amp;uuml;nt&amp;uuml;s&amp;uuml;nden kurtulmuyor, Afrodit Salı pazarından k&amp;ouml;t&amp;uuml; durumda, Koton kendi &amp;ccedil;apında bir iş kadınına hitap etme derdine d&amp;uuml;şm&amp;uuml;ş; ama i&amp;ccedil;eride bulunduğum yarım saat boyunca i&amp;ccedil;eriye 25&apos;ten b&amp;uuml;y&amp;uuml;k g&amp;ouml;steren ya da işkadını gibi duran tek kişi girdiğini g&amp;ouml;rmedim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ne yapmaya &amp;ccedil;alışıyor bu adamlar, anlamış değilim. Bir&amp;ccedil;ok kişinin beğendiği bir fiziğim var ve bug&amp;uuml;n giydiklerimden sonra kendimden nefret ettim, zira kıyafetlerin &amp;uuml;st&amp;uuml;mde hafif bol durmasından hoşlanırım, bu y&amp;uuml;zden S beden &amp;uuml;st&amp;uuml;me olabilecekken M alırım; ama bug&amp;uuml;n o sa&amp;ccedil;ma sapan kalıplar i&amp;ccedil;inde L&apos;nin bile bolluğundan hoşlanmadığım oldu (Mango&apos;da ve Koton&apos;da). Artık nasıl bir &amp;uuml;ste kıyafet yapıştırma zevki ya da kalıp &amp;ouml;z&amp;uuml;rl&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nden bilmem. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n yaz L beden tiş&amp;ouml;rtler i&amp;ccedil;inde dolaştım, ama kışlık kıyafetlerde beden farkı g&amp;ouml;ze battığından sanırım kap&amp;uuml;şonlu sweatshirtlerimle mutlu mesut olacağım bu kış. &lt;br /&gt;Sonu&amp;ccedil; ne mi? 2 saatlik dolaşmanın ardından, elimde iki kitapla eve d&amp;ouml;nd&amp;uuml;m. En azından evden &amp;ccedil;ıkarken beni kemiren para harcama isteğimden kurtuldum. ^-^&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Size &amp;ouml;nerim? Sa&amp;ccedil;ma sapan ve hem kalite hem de kalıp &amp;ouml;z&amp;uuml;rl&amp;uuml;l&amp;uuml;ğ&amp;uuml; &amp;ccedil;eken on par&amp;ccedil;a yerine klasik par&amp;ccedil;alar satan d&amp;uuml;zg&amp;uuml;n markalardan tek par&amp;ccedil;a kıyafet alın. Hem iyi g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r, hem de iyi dayanır. Ve kap&amp;uuml;şonlu sweatshirtler. Kotun &amp;uuml;st&amp;uuml;nde hayat kurtarıcı olabiliyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Adios amigos!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/12741.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>moda</category>
  <lj:mood>sinirli</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/12455.html</guid>
  <pubDate>Wed, 24 Sep 2008 13:59:46 GMT</pubDate>
  <title>Ev Kızı Modu - Aktif</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/12455.html</link>
  <description>&lt;span style=&quot;font-family: &amp;#39;Courier New&amp;#39;&quot;&gt;G&amp;ouml;rev: Hen&amp;uuml;z &amp;uuml;niversiteye başlamamış &amp;Ouml;SS mağduresi olarak ev kızı rol&amp;uuml;ne b&amp;uuml;r&amp;uuml;nmek. &lt;br /&gt;Gerek&amp;ccedil;e: 3. aydan sonra sıkmaya başlayan tatilde kafa sıyırmasını engellemek. &lt;br /&gt;Zorluk derecesi: ***** (x5)&lt;/span&gt; &lt;h2&gt;G&amp;ouml;revin gerektirdikleri:&lt;/h2&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Sabahları M&amp;uuml;ge Anlı, Petek Din&amp;ccedil;&amp;ouml;z ve Seda Sayan başta olmak &amp;uuml;zere bilimum kadın programlarını izlemek.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gezmedik AVM bırakmamak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Anne ve arkadaşlarıyla &amp;ccedil;ekirdek &amp;ccedil;ıtlayarak dedikodu yapmak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Popodan kilo almak.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Salı pazarının altını &amp;uuml;st&amp;uuml;ne getirmek.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;h2&gt;G&amp;uuml;ncellenmiş G&amp;ouml;rev Raporu:&lt;/h2&gt;&lt;p&gt;Tepe Naitulus, İ&amp;ccedil;erenk&amp;ouml;y Carrefour, Cevahir AVM vs. alışveriş merkezleri mağaza mağaza gezilmiş, her indirim şansı s&amp;ouml;m&amp;uuml;r&amp;uuml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. &amp;Uuml;ste yapışan ve patlamak &amp;uuml;zre olan kotlar &amp;ldquo;Nasılsa zayıflarım, hem de %50 indirim var.&amp;rdquo; temel mantığıyla satın alınmış, evde 1 ay giyilmesi muhtemel olmayan kıyafetler dağdan bir yığın haline getirilmiştir. Her g&amp;uuml;n dışarıdan yemenin popodan kilo alma misyonuna &amp;ouml;nemli katkısı g&amp;ouml;zlenmiştir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Salı pazarında &amp;ccedil;akma Abercrombie&amp;amp;Fitch ve GAP arayışına girilmiş, ihra&amp;ccedil; fazlası olduğuna inanılan bir &amp;ccedil;antaya 20 YTL bayılınmıştır. Adi pazarcı &amp;ouml;lm&amp;uuml;ş de 5 kuruş inmemiştir, bu sebepten son para da bu işe harcanınca eve &amp;ccedil;ulsuz d&amp;ouml;n&amp;uuml;lm&amp;uuml;şt&amp;uuml;r. Bu esnada keşfedilen bir &amp;ccedil;anta t&amp;uuml;r&amp;uuml;ne (ayrıntı: &amp;ouml;rg&amp;uuml; şeklinde deri kayış, ince &amp;ccedil;izgili g&amp;ouml;vde) Kadık&amp;ouml;y dolaylarında her 3 kızdan 1&amp;rsquo;inde rastlanması akla &amp;ccedil;antanın Kızılay tarafından dağıtıldığı ş&amp;uuml;phesini sokmuştur. (kendine not: derinlemesine araştır).&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eve haftada 10 paketlik ay&amp;ccedil;ekirdeği stoklaması yapılmış, &amp;ouml;nce teyze-hala, daha sonra genişletilmiş aile dedikodularıyla ay&amp;ccedil;ekirdeklerinin &amp;ouml;nemli bir b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; t&amp;uuml;ketilmiştir. Anlatacak konu bulunamayışı nedeniyle (kendine not: genişletilmiş dedikodu araştırması) yeme işlevine daha &amp;ccedil;ok &amp;ouml;nem verilmesi sonucu ay&amp;ccedil;ekirdeğinin %78&amp;rsquo;i tek başına t&amp;uuml;ketilmiş, bu da popodan kilo alma g&amp;ouml;revine 2. &amp;ouml;nemli katkıyı sağlamıştır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G&amp;ouml;revin en &amp;ouml;nemli ve zorlu kısmı olan, bayılmadan t&amp;uuml;m sabah programlarını takip etme ve anlama işinde M&amp;uuml;ge Anlı&amp;rsquo;nın sabah krizlerine katlanma zorlama yapmadıysa da, Petek Din&amp;ccedil;&amp;ouml;z&amp;rsquo;&amp;uuml;n zeka seviyesinin %75 altında kalan muhabbetlerine katlanmak zekada yorulma ve gerilemelere yol a&amp;ccedil;mış, g&amp;uuml;n ortasında sıcağın da etkisiyle beyin fonksiyonlarının &amp;ouml;nemli b&amp;ouml;l&amp;uuml;mleri yitirilmeye başlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;img hspace=&quot;10&quot; align=&quot;right&quot; alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/dici.png&quot; /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;G&amp;ouml;rev Detayı:&lt;/b&gt; 22.09.2008 program konusu Evrim Teorisi. Tartışmacılar, bir t&amp;uuml;rk&amp;uuml;c&amp;uuml; ve ev hanımları. Ev hanımlarının konu hakkında bilgi sahibi olmaması &amp;uuml;st&amp;uuml;ne t&amp;uuml;rk&amp;uuml;c&amp;uuml;den a&amp;ccedil;ıklama: &amp;ldquo;Yani, Adem ve Havva&amp;rsquo;dan mı geldiğinize inanıyorsunuz, maymundan mı?&amp;rdquo; Ev hanımlarından itiraz: &amp;ldquo;Olur mu maymundan t&amp;ouml;vbe t&amp;ouml;vbe!&amp;rdquo; Kişisel tepki g&amp;ouml;stermede zorlanılmış, birka&amp;ccedil; dakikalık tepkisizlikten sonra televizyon usulca kapatılmıştır. Bu kadarına dayanmak zordur. G&amp;ouml;rev başarısızlıkla tamamlanmıştır.&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/12455.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <lj:mood>başarısız</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/12128.html</guid>
  <pubDate>Sat, 06 Sep 2008 09:28:57 GMT</pubDate>
  <title>Geri Döndüm.</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/12128.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Selam! Geri d&amp;ouml;nd&amp;uuml;m!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Usta milletinin bug&amp;uuml;n, yarın ertelemelerinden sonunda kurtulup ev tadilatımızı hallettik, tabi ben s&amp;uuml;re&amp;ccedil; i&amp;ccedil;inde internet ve kablo TV eksikliğinden &amp;ouml;lmek &amp;uuml;zreydim, zamanımı Photoshop&apos;ta sa&amp;ccedil;malayarak, bilimum haftalık ve aylık dergileri okuyarak ve de film seyrederek ge&amp;ccedil;irdim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Penguen okumaya başladım mesela, eskiden arada bir g&amp;ouml;z&amp;uuml;me &amp;ccedil;arpınca alırdım, şimdi 1 aydır d&amp;uuml;zenli olarak alıyorum ve g&amp;uuml;ndemi sıkıcı gazeteleri okumadan da takip edebilme olanağından &amp;ccedil;ok hoşlandım, kapak zaten olduk&amp;ccedil;a esprili bir şekilde haftanın konusunu ortaya atarken, ilk 2 sayfada &amp;ccedil;izilen Tayyip Erdoğan karikat&amp;uuml;rlerinden -eh adam her hafta bir olay &amp;ccedil;ıkarıyor, daimi mensup- de &amp;ccedil;ok hoşlandım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ama Penguen hakkında yazma sebebim bu değil, sebep dergide okumaktan olduk&amp;ccedil;a hoşlandığım biri: &lt;em&gt;Semra Can&lt;/em&gt;. Malum, mizahı hep erkek işi biliriz, espri yapan kıza ya aranıyor ya da hafif muamelesi yaparız, kızın tek ve de yek gayesi dinlemek ve g&amp;uuml;lmektir bizce. Bir&amp;ccedil;ok erkek de espri bulacağım diye kendini sıkarken salak durumlara d&amp;uuml;şer, zaten &amp;ccedil;oğunlukla bu zorlama durumlara g&amp;uuml;leriz, halbuki arkadaş arasında bizim de en az onlar kadar bu işi kıvırabileceğimize şahit olmuşumdur. Semra Can da mizah dergilerinde g&amp;ouml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;m zorlama işi espri konularına girmiyor, hayatını anlatıyor, erkeklere kadın olmanın nasıl bir şey olduğunu g&amp;ouml;steriyor; asla vazge&amp;ccedil;emediğimiz ayakkabı ve &amp;ccedil;anta takıntımızı, ilişkilerde verdiğimiz garip tepkileri, yargı kriterlerimizi... Espriler sizi her zaman kahkahalar attırarak yerden yere vurmasa da, eğleniyorsunuz, okurken tat alacağınızdan emin başlıyorsunuz okumaya. Fı&amp;ccedil;ı adlı kedisiyle konuşmalarının karnıma ağrılar sapladığı da olmuştur. Orjinal biri, orjinal yazıyor ve y&amp;uuml;z ifadelerinden, &amp;ccedil;iziminden, b&amp;ouml;yle erkek egemen bir dalda yeteneğini konuşturmasından &amp;ccedil;ok hoşlandım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;Ccedil;izgilerden bahsetmişken, bir &amp;ccedil;izgiroman uyarlaması olan &lt;strong&gt;V for Vendetta&lt;/strong&gt; filmini seyrettim. Şimdiye kadar hoşlandığım tek bir filmden bile hoşlandıysanız, buna bayılacaksınız. Hi&amp;ccedil; bu kadar orjinal bir konu okumamıştım, karakterin y&amp;uuml;z&amp;uuml;ndeki sabit maskeye rağmen bu kadar iyi oynayıp her duyguyu vermesine tanık olmamıştım. V takma adlı kahraman, İngiltere&apos;nin başına gelen felaketen sonra &amp;uuml;lkeyi kurtarma vaadiyle başa ge&amp;ccedil;ip baskı rejimi kuran h&amp;uuml;k&amp;uuml;meti olduk&amp;ccedil;a ironik ve y&amp;uuml;zlerine baka baka onlarla dalga ge&amp;ccedil;erek alt etme amacında. Ona yardım edebilecek tek kadınsa &amp;ouml;nce onun davasında haklı olup olmadığına kendini inandırmalı. İmkansız bir aşkı da i&amp;ccedil;ine katan film, &amp;ccedil;izgiroman hakkında tek fikrim olmadığı halde bence gelmiş ge&amp;ccedil;miş en iyi uyarlama.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu arada, artık resmi olarak &amp;uuml;niversiteliyim, 3 Eyl&amp;uuml;l&apos;den beri. Artık &amp;ouml;ğrenci olup olmadığımı soranların g&amp;ouml;z&amp;uuml;ne sokacak bir kartım bile var! (Bu sene sınava gireceklere uyarı: Okulda &amp;ccedil;ekilen o rezil başvuru fotoğrafları konuluyor kimlik kartına, siz siz olun, başvuru yapacağınız g&amp;uuml;n benim yaptığım gibi rezil h&amp;uuml;sva halde gitmeyin okula.)&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/12128.html</comments>
  <category>sinema</category>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>üniversite</category>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/11902.html</guid>
  <pubDate>Sat, 23 Aug 2008 09:26:34 GMT</pubDate>
  <title>Mim - Blog Topluluklarını Destekleyelim</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/11902.html</link>
  <description>&lt;p&gt;İlk defa bir mim&apos;e cevap vereceğim. Çünkü bu sefer mim konusu dikkatimi çeken ve beğendiğim bir şey.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Blog Topluluklarına destek verelim.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gerçi asla bir topluluk blogu oluşturmaya ya da bir topluluk blogunda yazmaya niyetim yok ama şu an en çok revaçta olanlar onlar, ayrıca en az alıntı yazıya sahip olanlar da onlar gibi görünüyor, eh o kadar yazar toplaşıp yine de yazacak bir şey bulamayarak alıntı yapsalar sıyırırım herhalde. Ayrıca o kadar çok farklı bakış açısından genelde güzel bir şeyler çıkıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse, 2008 Blog Ödülleri&apos;nde yalnızca 11 blog katılmış, artması lazım vs diyerek bunu da kapatıyorum, napalım mim pek benim işim değil.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://www.tamkarisik.com/&quot;&gt;Gülşah&lt;/a&gt;&apos;a mim için teşekkürler. Ben de &lt;a href=&quot;http://harunguven.blogspot.com/&quot;&gt;Harun Blog&lt;/a&gt;&apos;u mimliyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aslında yazmak amacım şu sıralar benden blog beklememenizi istemek içindi, evi boyacılar bastı ve 3-4 gün boya tamamlanıncaya kadar teyzemlerde kalacağız, şifresiz internet bulur da otlanırım belki, ama kesin değil. *Allah&apos;ım bütün gün hayatlarını anlatıp milleti bayan blogcular gibi yazmaya başladım!* Her neyse... 3 Eylül&apos;de yapılıyormuş Boğaziçi Mühendislik kayıtları, eh benim doğumgünüm de 7 Eylül&apos;de olduğuna göre, şu an resmi belgelerle annem cebelleşiyor, malum daha reşit değiliz ^-^ 18 yaş sınırlı Wanted filmine girişimizde sorun çıktığında 18 olmadığım için sinir krizi geçirmiştim; lakin şu anda durumdan pek bir memnunum!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Boya işleri bitene kadar beni bekleyin anacığım!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/11902.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>mim</category>
  <lj:mood>sıcak!</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>3</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/11536.html</guid>
  <pubDate>Mon, 18 Aug 2008 16:40:31 GMT</pubDate>
  <title>MEL - Ayın Muhteşemi Gaspard Ulliel</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/11536.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Bundan sonra MEL (Muhteşem Erkekler Listesi)ni değişik bir formatta yapmaya karar verdim. Her ay 10 kişilik bir liste yapmak yerine, yeni bir &amp;quot;muhteşem&amp;quot; tanıtacağım ve gerekli olduğunu hissettiğim zaman yeni bir liste koyacağım. İşte ayın muhteşemi: Gaspard Ulliel. &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; align=&quot;middle&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/mel_gaspard.png&quot; /&gt;&lt;/p&gt;&lt;h2&gt;Hakkında&lt;/h2&gt;Efendim, kendisi eski bir model, eh şaşırmadığınızın farkındayım... İlk filmi 99&apos;da Alias olmuş, ondan sonra &amp;ouml;d&amp;uuml;llerdir falan kopmuş gelmiş. Kendisini b&amp;uuml;y&amp;uuml;k ihtimalle Hannibal&apos;ın gen&amp;ccedil;liğini anlatan filmde izlediniz, ama sarı sa&amp;ccedil; kendisini pek farklı g&amp;ouml;sterdiğinden farkında değilsiniz. ^-^ Fanlar kendisini &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/10547.html&quot;&gt;Twilight&apos;ın m&amp;uuml;kemel erkeği&lt;/a&gt; Edward Cullen olarak g&amp;ouml;rmek istedi; ama iş Robert Pattinson&apos;un oldu. Neyse, o g&amp;uuml;zelim g&amp;ouml;zler topaz renkli lenslerin altında ziyan olacaktı zaten!&lt;p&gt;Audrey Tautou&apos;ya oynadıkları Kayıp Nişanlı filmi, bir kızın I. D&amp;uuml;nya Savaşı sırasında kaybolan nişanlısını (bu Gaspard oluyor) aramasını anlatıyor. Sıradaki filmi &lt;i&gt;Vintner&apos;ın Şansı&lt;/i&gt; ise bir kitap uyarlaması. Bir şarap &amp;uuml;reticisinin bir melekle karşılaşması ve birlikte m&amp;uuml;kemmel şarabı arayışlarını anlatıyor. B&amp;ouml;yle yazıldığında konu pek sıkıcı da dursa, kitabın fanları film i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;ıldırıyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Neyse biz Gaspard&apos;a geri d&amp;ouml;nelim! Kendisini se&amp;ccedil;memizdeki en &amp;ouml;nemli sebep o y&amp;uuml;z ifadesi. &amp;Ccedil;ıldırmayana aşk olsun! Ufak sa&amp;ccedil; değişiklikleriyle 30 ve 15 yaş arasında gidip gelebiliyor. Mimiklerine, g&amp;uuml;l&amp;uuml;msemesine, bir de &amp;ccedil;ok eğlenirse kahkaha atmasına hastayız!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eh, sizi de birka&amp;ccedil; fotoğrafıyla başbaşa bırakıyorum. (B&amp;uuml;y&amp;uuml;k halleri i&amp;ccedil;in tıklayın.)&lt;/p&gt;&lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_01_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_01.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_02_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_02.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_03_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_03.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_04_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_04.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_05_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_05.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_06_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_06.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_07_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_07.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_08_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_08.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_09_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_09.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_10_b.jpg&quot;&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/g_10.jpg&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/11536.html</comments>
  <category>ünlüler</category>
  <lj:mood>loved</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>7</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/11388.html</guid>
  <pubDate>Sun, 17 Aug 2008 12:11:14 GMT</pubDate>
  <title>Rock on Broadway &amp; Bir Yerleşme Hikayesi</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/11388.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Eh, nereyi kazandığım belli =) Bir de işin i&amp;ccedil;y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; anlatayım size, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; sıradan bir &amp;quot;Bilgisayarı a&amp;ccedil;tım, baktım, aa Boğazi&amp;ccedil;i!&amp;quot; &amp;ouml;ğrenme şekli değildi benimki. Zaten garip olmayan neyim var ki?!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Perşembe g&amp;uuml;n&amp;uuml;nden başlamak uygun olur. Arkadaşımla Rock on Broadway&apos;e gitmeye karar verdik, Pamela Spence, Burak Kut, Hande Yener, Fadik Sevin Atasoy gibi isimler &amp;ccedil;eşitli m&amp;uuml;zikallerden par&amp;ccedil;alar s&amp;ouml;yleyecekti. Kadık&amp;ouml;y&apos;den bir Kabataş, arkadaş ve annesiyle buluşma, oradan Harbiye A&amp;ccedil;ık Hava. Bu sırada ertesi g&amp;uuml;n yerleştirme sonu&amp;ccedil;larının belli olacağını &amp;ouml;ğrenme, ge&amp;ccedil;ici şok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yavaş yavaş dolar oturaklar, Hıncal Ulu&amp;ccedil; olanca parlayan kafasıyla g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;r, Kavak Yelleri&apos;nde Umut&apos;u oynayan Yiğit Evgar seyirciler arasında &amp;ccedil;aprazımızdadır -o &amp;ccedil;ocuğu Kavak Yelleri&apos;nde kısa sa&amp;ccedil;larla biraz beğendiyseniz, uzun hali dalgalı olan o sa&amp;ccedil;larıyla &amp;ouml;l&amp;uuml;r bitersiniz, ki olduk&amp;ccedil;a tatlıydı!- birka&amp;ccedil; &amp;uuml;nl&amp;uuml; daha g&amp;ouml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;r, Nazlı Ilıcak Hanım gelinini seyretmek i&amp;ccedil;in koşup gelmiştir oğluyla vs.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Derken şov başlar efendim. &lt;em&gt;Jesus Christ Superstar&lt;/em&gt; m&amp;uuml;zikalinden alınan par&amp;ccedil;ada Doğan Duru harikalar yaratıyor, lakin Meyra &amp;ccedil;ıkınca herkeste bir bozulma... Yani ne bileyim, madem her şey İngilizce&apos;ydi, İngilizce&apos;si o kadar iyi olmayan insan grubu i&amp;ccedil;in uzadık&amp;ccedil;a uzayan kısmı kesebilirlerdi biraz, zira Meyra&apos;nın b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml; anlayamadığımızdan genelde Yiğit Evgar&apos;ın tepkilerini izleyerek ge&amp;ccedil;irmeyi daha hayırlı bulduk.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ardından Pink Floyd&apos;dan &lt;em&gt;The Wall&lt;/em&gt; vardı, &amp;quot;We don&apos;t need no education, we don&apos;t need no thought control...&amp;quot; s&amp;ouml;zleri eşliğinde biz coştuk tabi, ertesi g&amp;uuml;n de sonu&amp;ccedil;lar a&amp;ccedil;ıklanacak; ama eğitim hayatı geride kalmış izleyici &amp;ouml;yyle baktı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sonra k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k bir kızımız &amp;ccedil;ıktı, o ne şirinlik o ne ses! &lt;strong&gt;Pamela&lt;/strong&gt;&apos;yla bir anne-kız d&amp;uuml;eti yaptılar biz &amp;quot;&amp;Ccedil;ok tatlı!!!&amp;quot; nidalarıyla dinledik, zira &amp;ccedil;ok s&amp;uuml;per bir sesi vardı... İngilizce telaffuzda bir&amp;ccedil;ok sanat&amp;ccedil;ıya taş &amp;ccedil;ıkardı!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sırayla gidemiyorum sanırsam, ama ara verildiğinde &amp;ouml;n&amp;uuml;m&amp;uuml;zdekiler &amp;quot;Abi bu ne ya, kalkalım!&amp;quot; diye tutturdular. İngilizce&apos;den &amp;ccedil;aktığım halde telaffuzdan dolayı bir kısmını anlamadığım i&amp;ccedil;in ben bayıldıysam, onlar nasıl bayılmıştır, dedim, hak verdim. Zira, m&amp;uuml;zikali anlamak i&amp;ccedil;in tek yapabileceğiniz dinlemek. Ne dekor, ne kost&amp;uuml;m! Avea b&amp;ouml;yle mi sponsor oluyor? Futbol takımlarının haline bakınca &amp;ccedil;ifte standart, diyesim geliyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Aradan sonra kaldıklarına memnun oldular, &lt;strong&gt;Fadik Sevin Atasoy&lt;/strong&gt; m&amp;uuml;-kem-mel-di. Ayrıca tek T&amp;uuml;rk&amp;ccedil;eleştirilmiş kısımdı onunki ve sahneyi doldurdu, dans etti, s&amp;uuml;per s&amp;ouml;yledi, &amp;ouml;ld&amp;uuml;rd&amp;uuml;ğ&amp;uuml; adamları bize kahkahalar attırarak anlattı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bundan sonraki Chicago m&amp;uuml;zikalinden jartiyerli alıntılar *tek kost&amp;uuml;ml&amp;uuml; kısım* erkeklere &amp;quot;İyi ki kaldık!&amp;quot; dedirtti, zira Pamela ve Irmak &amp;Uuml;nal bayağı seksapalite konuşturdular! Ancak ikisinin birlikte &amp;ccedil;ıktığı b&amp;ouml;l&amp;uuml;mde Pamela kendine baktırmayı bildi, zaten gecenin yıldızlarından biriydi o. M&amp;uuml;zikallerde rol ala ala iyice pişmiş, sahneyi başka kimse olmasaydı da elinde tutabilirdi. Zaten olayın onun &amp;uuml;st&amp;uuml;ne kurulu olduğunu, g&amp;ouml;steri biterken We Will Rock You&apos;nun &amp;uuml;st&amp;uuml;ne&amp;nbsp;doğa&amp;ccedil;lama&amp;nbsp;s&amp;ouml;ylediği s&amp;ouml;zlerle&amp;nbsp;sahne arkadaşlarını tanıtırken de iyice anladık.&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Hande Yener&apos;in &lt;strong&gt;Hande Yener&lt;/strong&gt; olduğunu ise bir s&amp;uuml;re anlamadık, zira &lt;em&gt;Moulin Rouge&apos;&lt;/em&gt;dan alınmış bir par&amp;ccedil;ayı kafasında kocaman t&amp;uuml;yle s&amp;ouml;ylerken y&amp;uuml;z&amp;uuml; pek g&amp;ouml;r&amp;uuml;nm&amp;uuml;yordu. Sahne &amp;ouml;n&amp;uuml;ne y&amp;uuml;r&amp;uuml;yene dek de o olduğuna ihtimal vermedim, &amp;quot;Yok ondan o ses &amp;ccedil;ıkmaz!&amp;quot; dedim. Detone falan bilmem, m&amp;uuml;zisyen değilim ama kadına &amp;ouml;nceden kıl olmama rağmen, sahne &amp;ouml;n&amp;uuml;ne iki adım atıp, hi&amp;ccedil; kıvırıp oynamadan t&amp;uuml;m dikkati &amp;uuml;st&amp;uuml;ne &amp;ccedil;ekmesi, şarkıyı da gayet iyi s&amp;ouml;ylemesinden sonra Sezar&apos;ın hakkını Sezar&apos;a vermenin doğru olacağında karar kıldım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Burak Kut... Ters d&amp;ouml;nm&amp;uuml;ş armut, şeklinde tam kafiye yapabiliriz, cidden bir g&amp;ouml;bek yapmış, &amp;uuml;st&amp;uuml;ne d&amp;uuml;ğmeleri pırtlamak &amp;uuml;zere olan yeleği ve dar pantolonla olmamıştı. Ayrıca konser miydi o, şarkısını bitirdikten sonra teşekk&amp;uuml;r etmesi neydi? Anlamadık. Yine Yiğit Evgar&apos;a baktık. &lt;br /&gt;Derken We Will Rock You ile kapanış yapıldı ki orada sesten ka&amp;ccedil;an bazı hanımteyzelerimiz oldu ^-^. Biz de k&amp;ouml;t&amp;uuml; olduk, tam hoparl&amp;ouml;r&amp;uuml;n karşısında. Size tavsiyem, a&amp;ccedil;ıkhava konserlerinde 3. ya da 4. sınıf arka ve orta biletlerden almanız. &amp;Ouml;ne yakın olmak avantajdan &amp;ccedil;ok dezavantaj a&amp;ccedil;ıkhavada. Zaten o basamaklar her şeyi g&amp;ouml;rmeniz i&amp;ccedil;in yapılmış, bir de yukarıdan bakınca daha iyi oluyor. Hem de hoparl&amp;ouml;re fersah fersah uzaksınız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eve d&amp;ouml;n&amp;uuml;ld&amp;uuml;, makyaj temizlendi ve yatıldı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sabah, akşam 12&apos;de yatılmamış gibi 6&apos;da ayağa kalkıldı. Sabah mahmurluğuyla mutfağa gidildi, mısır gevreği poşetini alınıp en sevilen kaseye dolduruldu. Buzdolabından beyaz şişe alındı ve gevreğin &amp;uuml;st&amp;uuml;ne boca edildi. Şişe kaldırıldı ve etiketine bakıldı. &amp;quot;... Ayran&amp;quot; !!! Mısır gevreği bittiğinden &amp;uuml;stte ayrana bulaşmamış olanlar y&amp;uuml;zeyden kurtarıldı. &amp;Ccedil;&amp;ouml;p poşeti &amp;ccedil;ıkarılıp, kaseyi kenara vurmak kaydıyla kase boşaltılmaya &amp;ccedil;alışıldı, s&amp;uuml;re&amp;ccedil; i&amp;ccedil;inde sabah mahmuru &amp;Ouml;SS mağduresi kaseyi kırıp poşeti delmeyi ve b&amp;uuml;t&amp;uuml;n mutfağa ayran sa&amp;ccedil;mayı başardı. Artık g&amp;ouml;zler dolmuş bir şekilde mutfak silindi, &amp;quot;İnşallah Boğazi&amp;ccedil;i&apos;ni kazanmışımdır, yoksa annem bu yaptığımı g&amp;ouml;rmezden gelmez, mahveder beni!&amp;quot; gibi sa&amp;ccedil;ma bir d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce ne alakaysa akıldan ge&amp;ccedil;ti ve mısır gevreği yenildikten sonra saat 7&apos;de bilgisayar a&amp;ccedil;ıldı. Saat 9 bu&amp;ccedil;uğa kadar sa&amp;ccedil;ma sapan şeylerle oyanıldı ve 9:27&apos;de &amp;Ouml;SYM&apos;nin sitesine girildi. TC Kimlik no girilmek suretiyle yerleştirilme sonucunun &lt;strong&gt;Boğazi&amp;ccedil;i &lt;/strong&gt;olduğu &amp;ouml;ğrenildi ve &amp;ccedil;ığlıklar i&amp;ccedil;inde işe gitmiş babaya telefon a&amp;ccedil;ıldı. &amp;quot;Aman zaten orası olacaktı...&amp;quot; tepkisiyle sinir tepeye zıpladı. Ardından sabah sporundan d&amp;ouml;nen annenin &amp;uuml;st&amp;uuml;ne &amp;quot;Boğazi&amp;ccedil;i!!!&amp;quot; nidasıyla zıplandı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Annemle zıplamamız komedi zaten!!! Resmen tavşan şeklinde ge&amp;ccedil;irdik 5 dakikamızı. Sa&amp;ccedil; baş dağıldıktan sonra fizik, matematik ve kimya hocalarıma telefon ettim. Biraz ağlama falan... Mutluluk g&amp;ouml;zyaşı canım!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Facebook&apos;a girdim; ama network &amp;uuml;niversiteden verilmiş email adresi olmadan kabul edilmiyormuş, eyvallah, kayıt olana kadar bekleriz, dedim. Heyecan yatışınca da buraya yazdım işte...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu arada hepinize tebrikleri i&amp;ccedil;in &amp;ccedil;oo...ok teşekk&amp;uuml;rler!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/11388.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>gösteri</category>
  <category>ÖSS</category>
  <lj:mood>complacent</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>4</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/11164.html</guid>
  <pubDate>Fri, 15 Aug 2008 08:01:37 GMT</pubDate>
  <title>Tavşan Misali!</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/11164.html</link>
  <description>&lt;p&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; hspace=&quot;10&quot; align=&quot;right&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/bu-round2.gif&quot; /&gt;Boğaziçi! Boğaziçi! Boğaziçi! &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bağırıyor, gülüyor ve zıplıyorum!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Endüstri Mühendisliği ellerinizden öperler efendim!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ee, hadi artık kayıt yaptıralım!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Not:&lt;/b&gt; Bugün içinde sakinleşebilirsem, dün gittiğim Rock on Broadway&apos;i, öğrenmeden önce yaptığım saçmalıkları vs. anlatacağım. Beni bekleyin anacığım!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/11164.html</comments>
  <category>ÖSS</category>
  <lj:mood>ecstatic</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>9</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/10852.html</guid>
  <pubDate>Sun, 10 Aug 2008 17:44:11 GMT</pubDate>
  <title>Koş.</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/10852.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Bugün değişik bir şey yazmak istedim... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Düşünün ki çok güzel bir manzaranın ortasındasınız; aileniz, arkadaşlarınız, sevdikleriniz var. Ama öyle bir manzara ki uçsuz bucaksız... Baktıkça bakasınız geliyor. Aniden, durduk yere bir el uzanıyor arkanızdan. &quot;Koş!!! Koş!!!&quot; diye haykırıyor. Korkuyorsunuz, ne olduğunu da bilmiyorsunuz; ama duraklamadan koşuyorsunuz. &quot;Hadi!&quot; diye bağırıyor birileri, &quot;Hepsini geçmen gerek!&quot; Düşüyorsunuz, kalkıyorsunuz, tökezliyorsunuz ve nihayet bir yere varıyorsunuz; ama çevrenizde onaylamayan bakışlar: &quot;Senden çok daha iyisini beklerdik? Niye takıldın, niye diğerini geçmedin, yeterli değilsin!&quot; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yine eller uzanıyor. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Koş bir daha!&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Defalarca koşturuyor sizi bu eller, hiç durmuyorlar, konuşuyorlar, daha iyisini bekliyorlar; yine de sizin niye koştuğunuzdan haberiniz bile yok. Durmak istiyorsunuz, yanınızda at gözlükleriyle koşan en yakın arkadaşınızla konuşmak istiyorsunuz, nafile... Herkes önüne öyle bir odaklanmış ki, ne var diye merak ediyorsunuz. Yine bir sona geliyorsunuz; fakat ortada yine bir şey yok.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Kabulleniyorlar bunu etrafınızdakiler, bazen onaylayan bazen onaylamayan bakışlarla. Biri gözlerini kısıyor: &quot;Sıradaki yarış çok büyük! Bu sonuncu! Bütün hayatını etkileyecek. Bu sefer var gücünle koşman lazım!&quot; diyor. Anlamıyorsunuz, yüzünüzde o şaşkın ifadeyle bakakalıyorsunuz. &lt;em&gt;Var gücümle mi?&lt;/em&gt; Zaten var gücümle koşmuyor muydum? Arkadaşlarınıza bakıyorsunuz ama hepsi birbirini geriye itmekle ya da yol ortasında etrafı şaşkınca süzmekle meşgul. Maraton bitmek bilmiyor. Ve son olduğunu iddia ettikleri yarışı bitirdiğinizde bir bakıyorsunuz ki, Türkiye&apos;de onlardan binlerce var...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;SBS, OKS, ÖSS, KPSS, KGS, OGS -tamam, tamam son ikisi sınav değildi- bıkmış arkadaşlara onları anladığımı söylemek istedim. Kendimi iyice uzunlaştırılmış sınav sisteminden kurtardım diye sevinçliyim; ama bu sınavları öyle ya da böyle çekecekler için üzgünüm. Atlatmış ve unutmuş arkadaşlara da gelin, bizi hiç anlamayan ve anlayamayacak, moloz beyinli insanlara kurdukları sistemin berbatlığını hatırlatalım, diyorum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ve Tarkan&apos;ın bir şarkısının sözlerini hatırlatarak, diğerleri kadar neşeli olmasa da, bu yazı da böyle olsun diyorum...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;em&gt;Sebebimden doğmuş oldum seçmeden, &lt;br /&gt;Çekeceğim derdim nedir bilmeden, &lt;br /&gt;Yüklediğin yükle yıkıldım kaldım. &lt;br /&gt;Vereceksen akıl verme istemem. &lt;br /&gt;Verme verme verme akıl verme, &lt;br /&gt;Vereceksen huzur ver vereceksen huzur ver...&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/10852.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>ÖSS</category>
  <lj:mood>listless</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>3</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/10547.html</guid>
  <pubDate>Thu, 31 Jul 2008 14:49:56 GMT</pubDate>
  <title>Mükemmel Erkek?</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/10547.html</link>
  <description>&lt;p&gt;&lt;em&gt;Twilight&lt;/em&gt; serisini okuyan var mı? Amerika&apos;da şu anda satış rekorları kıran serinin, yayınevlerimiz çevirisini sunmak bir yana, İngilizce halini bile tek tük getirtiyorlar, bu yüzden cevabınız &quot;Hayır?&quot; olursa şaşmam. İstanbul&apos;da ve tatilde olduğum için orda burda kitapçılarda fink atabiliyorum, bu sayede ilk kitabı satın aldım, ikinciyi de netten okuyoruz evelallah. Neyse, yazıyı yazma amacım, size Twilight&apos;tan ve başkarakter, okuyan kızların &quot;Gerçekten olsa da bu fani erkeklerden kurtulsak!&quot; diye isyan ettiren &lt;em&gt;Edward&lt;/em&gt;&apos;ı bu kadar mükemmel yapan özelliklerden bahsetmek. (Erkek okuyucularım, ilginizi çekiyorum, değil mi???) &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;li&gt;Efendim, kızların ölüp bittiği bu karakter, bir &lt;strong&gt;vampir&lt;/strong&gt;. Evet, mükemmel erkeğimiz bir sümsukus ya da metroseksüel değil, vampir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&quot;Vampir olmuş da adam mı olmuş?&quot; diyecekseniz, şu olmuş: Vampir olarak kendisi, Yunan tanrılarını andıran bir yüz ve vücuda, ruh haline göre renk değiştiren altın rengi gözlere, güneş ışığında altın gibi parlayan oldukça beyaz bir tene sahip. Çok hızlı koşuyor, dinlediğinizde sizi ağlatabilecek besteler yapıyor, kızın hayatını kurtaran reflekslere sahip. Yani, hem sert hem de yumuşak bir yanı var. İç geçirdiğinizi duyar gibiyim...&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Fiziksel özellikleri yetmedi, *bir de kimyasalları var (iğrenç espri!)*, bir de ruh özellikleri önemli: Bu mükemmel yaratık, sadece kokusundan, diğer insanların aksine onun düşüncelerini duyamamasından ve insani tepkilerinden hoşlandığı için, oldukça &lt;em&gt;normal bir kıza&lt;/em&gt; ölesiye aşık oluyor (ve vampirler kolay ölmez), kendini sürekli bu kızcağızı korumak, gece uyurken başında beklemek, ailesinin kana olan susamışlığı karşısında kızı korumak, kendi kana susamışlığına ölesiye karşı koymak zorunda hissediyor. Böyle bir &lt;em&gt;yaratıktan&lt;/em&gt; beklemeyeceğiniz kadar duygusal, ayrıca birçok erkeğin aksine karmaşık ve gizemli bir yapısı var.&lt;/li&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Mükemmel olan sadece aşk değil, olay örgüsü de:&lt;li&gt;Erkek bir vampir, kız bir insan. Aralarında baştan bir av-avcı ilişkisi var ve kız bunu öğrendiğinde çoktan aşık olduğu adama, güvenle kendini teslim ediyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Erkeğin kızla her fiziksel temasında, içindeki erkek ve vampir karşı karşıya geliyor. İstediği kızın kanı mı duyguları mı?&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Vampirin bu sorunlarından dolayı, birlikte olduklarında dahi, fiziksel yakınlaşmaları bir sınırı aşamıyor. Kadın okuyucu burada kopuyor zaten.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kız asla, nasıl bu kadar mükemmel bir erkeği hak ettiğine inanamıyor. Ve sanki, kendimizi en sıradan hissettiğimiz anda bile, mükemmel erkeğin bize zayıf gelen yanlarımızı bile sevebileceğini gösteriyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kız ne zaman başını belaya soksa, sevdiği adam tarafından kurtarılıyor.&lt;/li&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi bana burada mükemmel olmayan tek bir şey söyler misiniz? &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eğer bir erkek arkadaşınız varsa, boşuna zahmet edip okumayın, derim. Ondan muhtemelen nefret edeceksiniz... &lt;br /&gt;Yok ben Dicle gibi sapım, okuyayım da bari kediyle uzanamadığı ciğer muhabbeti yapayım, diyorsanız, kitapçılar kazan siz kepçe arayın!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Dün Batman - The Dark Knight&apos;ı izledim. Açıkçası, gereğinden fazla uzatılmıştı, kötü karakter olarak Joker&apos;i asla sevememiştim, Batman&apos;in kostümüne ve zengin triplerine de oldum olası kılım. Iron Man de zengin, ama en azından sonradan burnu havada halinden vazgeçiyor ki, geçmeden önce de oldukça süperdi. Ayrıca o kadar çok kişi öldü ki, &quot;Joker&apos;in öldüreceği adam kalmadı, niye uğraşıyorlar ki artık?&quot; diye düşünmedim de değil. Çok meraklı değilseniz, paranızı boşa harcamayın derim. Bir de müzikal tipli şeylerden biraz olsun zevk alıyorsanız ve Pierce Brosnan&apos;ın James Bond&apos;da yaptığı tüm karizmayı, şarkı söyleyip dans ederek bozmasından rahatsız olmayacaksanız, Mamma Mia çok süper bir filmdir, derim. ABBA şarkıları mı filmde kullanılmış, film mi şarkılar için yapılmış, belli değil. Birbirlerine çok uyumlular. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;X-Files&apos;ın filminin gösterim tarihi 12 Eylül&apos;e ertelenmiş ve sinir krizlerime hakim olamıyorum. Neyse, kendinize iyi bakın... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;NOT: Merak edenler için, tercihlerimi yaptım, Boğaziçi, Sabancı, İTÜ. Bana Boğaziçi konusunda şans dileyin anacığım!!!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/10547.html</comments>
  <category>sinema</category>
  <category>kızlar-erkekler</category>
  <category>kitap</category>
  <lj:mood>silly</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>10</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/10317.html</guid>
  <pubDate>Thu, 17 Jul 2008 12:37:42 GMT</pubDate>
  <title>Hobarey!</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/10317.html</link>
  <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&quot;...bırak kalsın bir zamanı var, zorlama güzelim!&quot; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ferda Anıl Yarkın&apos;ın bayağı eski &quot;Zorlama Güzelim&quot; şarkısını dinliyorum ve bugün üstünde yazacak konu bulamıyorum. Oysa ki 7 günlük Bodrum tatilinde, bilgisayarımı özlerken aklımdan 70 çeşit konu geçiyordu, Ergenekon (ger-ger-gene-kon), erkekler, güneşlenme taktikleri vs. Hepsi uçup gitti aklımdan. Sebepsiz değil tabi, bildiğiniz çok süper bir sebebi var. &lt;strong&gt;ÖSS!!!&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;ÖSS hakkında yazıp canınızı sıkmaya meyilli değilim efenim, birçok kişi bu konudan ızdırap çekiyor olabilir, lakin ben tam &quot;Kesin kaydırdım!&quot; nidaları içinde bir dahaki sene gideceğim dershane ve kullanacağım kitaplara karar vermişken, tatilimin sonunda güzel haberi aldım; ama bu kadar erken almaz olaydım da demedim değil. Karnıma saplanan ağrıların ardından, sonuçların belli olmasından bir gece önce, otelin barında gözlerimi kapadım. &quot;Anne ya başım dönüyor, sanki bir geminin üstündeyim böyyleeee...&quot; diyip gözümü açmamla boş sandalyelere bakakalmam bir oldu! Annem, yüzü sevimli hayalet Casper görmüş gibi &quot;Senin tansiyonun çıkmış yavvvruuuummm!&quot; diye bir feryat etmiş. ^-^ Bir o sorunumuz eksikti. Sabah da altı buçukta baş dönmesiyle uyanıp on buçuğu zor ettim. Neyse, sonuç olarak ilk 500&apos;deyim, (ve hayır, 400 küsürüncü olduğum için ilk 500deyim demiyorum, ilk 100&apos;de de olabilirim, 200 küsürüncü de olabilirim, 499. da) ve şimdiye kadar ODTÜ ve ne alakaysa Sözel-1&apos;de ilk 100&apos;e girdim, bir sayısalcı olarak utanıyorum! Boğaziçi Endüstri Mühendisliği&apos;ne girme ihtimalimin oldukça yüksek olduğu söyleniyor, kısacası dostlar, &lt;em&gt;mutluyum ve sizi sıkıp mutsuz etmek istemiyorum, hemen konudan konuya zıplamaya devam ediyorum!&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;O kadar tatile gitmişim, anlatmak olmaz, değil mi? Efenim, ailemizin tatil durağı, içinde millilerin de olduğu 3 futbolcu, milli bir basketbolcu ve bir dizi oyuncusu/VJ&apos;in de bulunduğu sosyetiklerin takıldığı bir Gümbet oteli. Çok heyecan yapmayın, bütün yemekleri beyefendilerin ayaklarına gittiği için doğru düzgün göremedim, bunda biri 3.25, diğeri 2.75 miyop olan gözlerimin etkisi de yok değil. Sadece oyuncu hanım oldukça sempatikti. Zaten bizim neyimize animasyonsuz; denize tül şeklinde garip elbiseler ve koca takılarla inen sosyetiklerin takıldığı otele gitmek? Biz sakincene bir deniz ailesiyiz, yıllardır havuza parmak ucumuzu sokmadık. Bodrum&apos;a inmeye çalıştık, yöre insanının &quot;Sağdan aşağı sallanacan abi!&quot; tarifleriyle tatlanan bir küsür saatlik yolculuk sonucu tek işe yarayan tabelanın işaret etmediği Bodrum&apos;a indik. Dum-tıs müzikleri arasında, ablamla Halikarnas diskosuna özlem dolu bir bakış attık ve &quot;Yurdum kızı şort icat edilmese ne giyerdi acep!&quot; &quot;Abla, ben erkek olsaydım bu kızı taciz ederdim, ne bu ya!&quot; &quot;5 cm bacağını uzatmaya 10 cm topuk giymiş!&quot; yorumları eşliğinde gezerken, babam hazırlanmaya zaman bırakmadığından üstümüze geçirdiğimiz uzun pantolon ve tişörtlerle (&quot;Abla kendini türbanlı gibi hissetmiyor musun bu tiplerin arasında?&quot; &quot;Benim göğüs dekoltem var kızım, kendine bak!&quot;) erkeklerin bile bizden fazla dekolte yaptığını fark ettik. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İki gece sonra Göltürkbükü&apos;ne gidişimiz ayrı, &quot;Tanıdık yer yav, oturalım.&quot; diye gittiğimiz Mado&apos;da 2 dondurmaya 30 YTL vermemiz (&quot;Sadece 2 dondurma yedik, yemek yemedik, farkındasınız, değil mi!?&quot; - Babam) ayrı rezaletti. Zaten sosyetiklik bizim neyimizeydi?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Plajımız ayrı garipti, insanlar denizi arada bir serinlemek amacıyla kullanıyorlardı. Bizim aile için deniz, tatilin temel eğlence kaynağıdır halbuki. Başkalarının öğle yemeği olarak yediği tavuklu salataları, biz aperatif olarak alıyorduk. Sadece ikişer kilo alarak, tatilimizi tamamladık neyse ki. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ergenekon&apos;a hiç değinmiyorum. İş oldukça canımı sıkıyor. Sulandıkça sulandı, bir tarafımla gülmeye bile hal bırakmayan deliller sunuldu. Okuyucu mektubuyla adamı içeri alıyorlarsa, her kıl olduğum hakkında mail atayım, hay Allah&apos;ım. Kapatma davasında son aşama, papatya falında &quot;kapatılıyor, kapatılmıyor&quot;a kaldı. Allah sonumuzu hayretsin. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Tatildeyken süper bir kitap okudum: &quot;Yeni Başlayanlar İçin Suşi - Marian Keyes&quot;. Hayır efendim, yemek tarifi kitabı değil, gayet de süper bir romantik kitap. Bu sıcaklarda ağır romanlar, cinayetler, Ergenekon kitapları, siyaset okumaktan sıkıldıysanız buyrun efendim. Beni de Şarkı Söylemek Lazım&apos;ın en sempatiği, &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/10028.html&quot;&gt;MEL&lt;/a&gt;&apos;e yeni aday (kimi atsam acep) Özgür Özberk hakkındaki hayallerimle başbaşa bırakın... &lt;/p&gt;&lt;p&gt;İyi tatiller!!! &lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/10317.html</comments>
  <category>günlük hayat</category>
  <category>gündem</category>
  <category>ÖSS</category>
  <category>kitap</category>
  <lj:mood>relieved</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>2</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/10028.html</guid>
  <pubDate>Tue, 01 Jul 2008 14:28:55 GMT</pubDate>
  <title>Muhteşem Erkekler - Temmuz 2008</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/10028.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Muhteşem erkekler listemi yenilemeyeli bayağı olmuştu! Her sinemadan çıkışımızda, arkadaşlarla &quot;Bunu da ekleyelim, onun vakti artık geçti.&quot; tipi konuşmalarımız iyice yoğunlaşmaya başlamıştı ve Robert Downey &quot;Nerde kaldı benim listebaşım?!&quot; diye başımın etini yiyordu o.O İşte yeni liste ve yeni &quot;muhteşem&quot;ler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Listeye geçmeden; kızlar, işte elinize geçen fırsat! &lt;strong&gt;Mükemmel görünüşlü erkeği yaratmak için, kimden neyi alırdınız?&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İşte örneğim: &lt;br /&gt;Robert Downey&apos;in gülümsemesi, James McAvoy&apos;un gözleri, Kıvanç Tatlıtuğ&apos;un vücudu, Henry Cavill&apos;in burnu, Justin Timberlake&apos;in bakışları, Chace Crawford&apos;un saçları, Zachary Levi&apos;nin mimikleri. Chester Bennington&apos;un da sesini mi koysaydık? ^-^&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;1. Robert Downey Jr. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/robertdawney.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Iron Man hastalığımı tavan yaptırmış, hatta tavandan da aşırtmış süper-karizmatik insan. Gülümsemesine, alaycı bakışına, gözlerini devirmesine ve tüm mimiklerine hastayız... Yoksa siz hala Iron Man&apos;i görmediniz mi??? &lt;br /&gt;&lt;p&gt;2. Chace Crawford &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/chacecrawford.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Yakında Türkiye&apos;de Cnbc-e aracılığıyla gösterilecek Gossip Girl dizisinin muhteşemüstü erkek başrolü. (Hala başlayamadı nedense!) Yazar, oynadığı karakteri tarif ederken kısaca &quot;Golden Boy&quot; (Altın Çocuk) diyor, Chace&apos;e de cuk oturmuş! &lt;br /&gt;&lt;p&gt;3. Carmine Giovinazzo &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/2-1.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Pazartesilerin yıldızı, CSI:NY&apos;un zeki dedektifi nam-ı diğer Danny Messer. Şu aralar dizide her bölüm kocaman göz torbalarıyla Mac başrol olduğu için düşüşte. &lt;br /&gt;&lt;p&gt;4. James McAvoy &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/wesley.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Wanted, yılın filmi, James McAvoy da benim için yılın adamı! Gerek vücudu, gerekse koyu renk saçlarıyla iyice ortaya çıkan über-süper mavi gözleriyle can yakıyor. Bebek yüzlü yakışıklımız, &quot;Ben Brad Pitt tipi bir yakışıklı başrol değilim.&quot; demiş. Halt etmiş! &lt;br /&gt;&lt;p&gt;5. Justin Timberlake &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/justin.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Bu adam kesinlikle tarz sahibi. N&apos;SYNC döneminde sadece güzel bir surattı benim için, arada bir gırtlak neyin yapıyordu ama artık tam bir karizma ve ne yaptığını çok iyi biliyor. Özellikle klasik takım elbiseyi şapka ve bembeyaz spor ayakkabılarıyla birleştirip bir de &quot;Sexyback&quot; söyleyince tadından yenilmiyor. &lt;br /&gt;&lt;p&gt;6. Kıvanç Tatlıtuğ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/5-1.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Listemin tek Türk&apos;ü, Menekşe&apos;sinin Halil&apos;i, ekrana çıktığında gözünden başka bir yere bakamadığım dünyaaaa modeli. ^-^ &lt;br /&gt;&lt;p&gt;7. Daniel Radcliffe &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/6-1.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Harry Potter&apos;ın artık kazık kadar olmuş büyücüsü, son iki yıldır buralarda değildi ama Zümrüdüanka Yoldaşlığı&apos;yla geri dönmemesi işten bile değildi! &lt;br /&gt;&lt;p&gt;8. Henry Cavill &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/henry.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;The Tudors dizisinin şirin ve bir o kadar da hain Suffolk Dükü. İngiliz aksanına ve gülümsemesine ölüyor ve bitiyoruz. &lt;br /&gt;&lt;p&gt;9. Zachary Levi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/zacharylevi.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Şirin mimikleriyle herkesi kendine hayran bırakan, nam-ı diğer part-time ajan Chuck. Kumral hastalığımın son ayağı. &lt;br /&gt;&lt;p&gt;10. Chester Bennington &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt=&quot;&quot; src=&quot;http://i262.photobucket.com/albums/ii95/tisle/10x.jpg&quot; /&gt;&lt;/p&gt;Linkin Park&apos;ın solisti. Bu adam yakışıklı olduğu için burada değil, eh zaten yakışıklı da değil -_- Ama o ses, konserlerde her tarafından fışkıran karizma hayran olunmayacak gibi değil. Türkiye&apos;ye gelmediklerinden küsüm onlara. @-@&amp;nbsp;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/10028.html</comments>
  <category>ünlüler</category>
  <lj:mood>numb</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>5</lj:reply-count>
</item>
<item>
  <guid isPermaLink='true'>http://dicle.livejournal.com/9946.html</guid>
  <pubDate>Sat, 28 Jun 2008 18:30:33 GMT</pubDate>
  <title>Yine Yorum Çılgınlığı!</title>
  <link>http://dicle.livejournal.com/9946.html</link>
  <description>&lt;p&gt;Höh! &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, bir haftalık Saros tatilimden sonra siteme baktığımda verdiğim ilk tepki bu oldu. &quot;Höh!&quot; Yahu, asıl yorum çılgınlığı bu olsa gerek!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Evet, gelen yorumlara genel olarak cevap yazacağım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Önce yanımda olanlara: Sağduyunuz için teşekkürler. Benim gibi aklıselim insanların varlığına güvenim hep tamdı. Genelde söylenen, &quot;Buradan kapıyı çarpıp giden çok oldu, sonra başka nickler altında geri döndüler!” cümlesinin, kendini beğenmişliğin açık ifadesi olduğuydu, bence de öyle. Daha yazılacak çok şey vardı; ama kısa kesmek istediğimden onu da yazmadım. Bilinen bir gerçekmiş, mutlu oldum.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Beş bölüm halinde yorum yazan arkadaşım, lütfen tanışalım, süpersin ya! Fazla tepki çeker diye yazmaya üşendiğim/çekindiğim ne varsa döktürmüşsün!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Diğerlerine: teker teker yazalım yoruma değer olanlara cevaplarımızı.&lt;/p&gt;&lt;span class=&apos;ljuser ljuser-name_awakencordy&apos; lj:user=&apos;awakencordy&apos; style=&apos;white-space: nowrap;&apos;&gt;&lt;a href=&apos;http://awakencordy.livejournal.com/profile&apos;&gt;&lt;img src=&apos;http://l-stat.livejournal.com/img/userinfo.gif&apos; alt=&apos;[info]&apos; width=&apos;17&apos; height=&apos;17&apos; style=&apos;vertical-align: bottom; border: 0; padding-right: 1px;&apos; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&apos;http://awakencordy.livejournal.com/&apos;&gt;&lt;b&gt;awakencordy&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&apos;e: Aşağılama, okuyucularıma &quot;Yemişim sizi!&quot; demektir bence, haklı olarak eleştiri yapmak değil. Yasal Uyarı yaparak ünlü resimlerini çalmak sence haklı bir şey? E, bir dahaki yazımda bir yazını alayım, ben filanca yerden aldım deyip, senin iznin olmadan koyayım, o zaman bir de senin hakaret içerikli mesajlarını görelim, ne dersin?&lt;p&gt;(isimsiz) arkadaşım, bir okuyucu genelde kitabı baştan sona okur. İlk paragraf, 405&apos;in başının olduğu gibi sığ ve yavansa, fırlatır, gider ve unutulmaya mahkum olur. Kapito? &lt;/p&gt;&lt;strong&gt;&lt;font color=&quot;#0000cc&quot;&gt;&lt;span class=&apos;ljuser ljuser-name_glwnylmz&apos; lj:user=&apos;glwnylmz&apos; style=&apos;white-space: nowrap;&apos;&gt;&lt;a href=&apos;http://glwnylmz.livejournal.com/profile&apos;&gt;&lt;img src=&apos;http://l-stat.livejournal.com/img/userinfo.gif&apos; alt=&apos;[info]&apos; width=&apos;17&apos; height=&apos;17&apos; style=&apos;vertical-align: bottom; border: 0; padding-right: 1px;&apos; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href=&apos;http://glwnylmz.livejournal.com/&apos;&gt;&lt;b&gt;glwnylmz&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/font&gt;&lt;/strong&gt;zaten okuyucu anketinde yorumlarımı yazmıştım, bilmeden konuşmak kolay... OKS&apos;cilere Başarılar başlıklı günellemedeki bir paragraf, saygın şahsiyetime ithaf edilmiştir.&lt;p&gt;Genel anlamda birkaç kişiye: Eğer bir şeyi komik ya da her ne şekilde buluyorsanız, Amerikan özentisi halinde LOL demeyin, Allahasen, her ne kadar siz, bu kısaltmanın &quot;özgün&quot; olduğunu iddia etseniz de. Türkçe&apos;de bu anlamları karşılayan tonla ünlem var: &quot;Vay, ya, ay, hii&quot; vs. Araştırın, bulun, hepimiz Türkçe konuşuyoruz, değil mi? Ayrıca, yazarın, tüm dünyaya açık okuma yerinde, daha ne anlamda kullanıldığı tam çözülememiş bir kısaltmayı kullanmasının anlamsız olduğunu açıklamama gerek yok sanırım.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsimsiz bir diğer kardeşim, kimse, tekrar ediyorum kimse, Türkçe&apos;nin sabit kurallarını kafasına göre değiştiremez. Sen, kendince değişik dil kurallarıyla oluşturulmuş bir tek saygın roman gördün mü? Vallahi ben görmedim. Genelde yazarlar, dikkat çekmek için böyle anlamsız şeylere başvurmuyorlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İsimsiz numara bilmemkaç, ben de bir &quot;fic&quot; yazarıydım. Yazılarımın görüntülenme sayısına bakar ve az sayıda yorumla mutlu olurdum. İnanmazsan, Ankanın Şarkısı&apos;nda takılan birkaç kişiye, bitirmeye muvaffak olamadığım H/HR &quot;fic&quot;imi sor. Şimdi söylediklerinin hepsini yutabilirsin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Söz Uçar Yazı Kalır, ben &quot;benziyor&quot; demişim, &quot;öyledir&quot; dememişim, hadi git bir TDK&apos;nın sözlüğünden bir de önyargının anlamına bak. Sanırım eğitime ihtiyacı olan, savunduğun kişi, belirttiğim gibi, beni başka bir dünyaya götürmekten uzak, sığ ve yavan bir anlatımı var. Ki o da, yazı yazmanın eğitim işi olmadığında ısrarcı. Benim eğitimim ise iyi şükürler olsun, inşallah güzel bir de ÖSS sonucu gelecek, lise boyunca Türkçe öğretmenlerimin, hazırlıkta hikaye yazmadaki hayalgücümle &quot;Reading&quot; hocamın gözbebeğiydim. Herhalde gerisini anladın. Bunun dışında, uzun yazılardan hoşlanırım, ben genel olarak Türk okuyucusundan bahsettim, eğer iyi bir okuyucu olmasam, birinci olarak üstüne yorum yazdığın o yazıyı yazmak için delil toplayamazdım, ikincisi yazının kendini yazamazdım, üçüncüsü bu kadar iyi bir HP okuyucusu olamazdım. Herhalde sokuşturacak bir lafın kalmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son olarak, forumda yaptığınız, içinde &quot;bok&quot; kelimesinin kayda değer sayıda geçtiği yorumları gördüm. Hmm, bana siteyi incelemeden yorum yapmış, demişsiniz, yalan olmuş. Bahsettiğiniz her şeyi gördüm. Asıl sizin görmediğiniz bir şey var, benim bu sitede zaten bir hikayem var. Güzel elceğizlerinizi yormayın, sizi &lt;a href=&quot;http://dicle.livejournal.com/tag/hikaye&quot;&gt;buradan&lt;/a&gt; alayım.&amp;nbsp;Pek sizin fantastik zevklerinize uymaz ama...&lt;br /&gt;405 ise sıkıcı, sıkıcı, sıkıcı. Editör de, bazı cümleleri düzeltir vs. Kitabı baştan yazmaz söylediğiniz gibi. &lt;br /&gt;Başka bir arkadaş, 17,5 yaşındayım yazmama kıl olmuş ne haddineyse. 17,5 yaşında olduğumu yazmam ironiyi sevmemdendir, bu kadar sığ anlatımları okuya okuya her şeyi olduğu gibi, arkasında anlam aramadan anlamaya başlamışsınız, yazık.&lt;br /&gt;Biri de, siyaset hakkında konuşmama kıl olmuş. (Yoksa aynı kişi mi, ne saçmalıklar var Yarabbim!) Allah&apos;tan bu ülkede benim gibi, oy verme çağında siyasetten haberdar olan insanlar var. Bazıları siyasetçinin kaşına gözüne oy veriyor, sonumuzsa aşikar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yazıyı okuyan, yorumlayan herkese binlerce teşekkür. Umarım bu işten, güzel bir ün ve sağlam birkaç okuyucuyla ayrılırım. Yorumlamaya buradan devam edebilirsiniz, ya da eski yazıyı kullanabilirsiniz. Bizde teklif var, ısrar yok!&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Saros, tatil, Avrupa Kupası... Bir dahaki yazımı bekleyin derim!&lt;/p&gt;</description>
  <comments>http://dicle.livejournal.com/9946.html</comments>
  <category>internet</category>
  <category>cevap</category>
  <lj:mood>tired</lj:mood>
  <lj:security>public</lj:security>
  <lj:reply-count>10</lj:reply-count>
</item>
</channel>
</rss>
