Advertisement

Customize
Dicle
28 June 2008 @ 08:46 pm

Höh!

Evet, bir haftalık Saros tatilimden sonra siteme baktığımda verdiğim ilk tepki bu oldu. "Höh!" Yahu, asıl yorum çılgınlığı bu olsa gerek!

Evet, gelen yorumlara genel olarak cevap yazacağım.

Önce yanımda olanlara: Sağduyunuz için teşekkürler. Benim gibi aklıselim insanların varlığına güvenim hep tamdı. Genelde söylenen, "Buradan kapıyı çarpıp giden çok oldu, sonra başka nickler altında geri döndüler!” cümlesinin, kendini beğenmişliğin açık ifadesi olduğuydu, bence de öyle. Daha yazılacak çok şey vardı; ama kısa kesmek istediğimden onu da yazmadım. Bilinen bir gerçekmiş, mutlu oldum.

Beş bölüm halinde yorum yazan arkadaşım, lütfen tanışalım, süpersin ya! Fazla tepki çeker diye yazmaya üşendiğim/çekindiğim ne varsa döktürmüşsün!

Diğerlerine: teker teker yazalım yoruma değer olanlara cevaplarımızı.

[info]awakencordy  'e: Aşağılama, okuyucularıma "Yemişim sizi!" demektir bence, haklı olarak eleştiri yapmak değil. Yasal Uyarı yaparak ünlü resimlerini çalmak sence haklı bir şey? E, bir dahaki yazımda bir yazını alayım, ben filanca yerden aldım deyip, senin iznin olmadan koyayım, o zaman bir de senin hakaret içerikli mesajlarını görelim, ne dersin?

(isimsiz) arkadaşım, bir okuyucu genelde kitabı baştan sona okur. İlk paragraf, 405'in başının olduğu gibi sığ ve yavansa, fırlatır, gider ve unutulmaya mahkum olur. Kapito?

[info]glwnylmz    zaten okuyucu anketinde yorumlarımı yazmıştım, bilmeden konuşmak kolay... OKS'cilere Başarılar başlıklı günellemedeki bir paragraf, saygın şahsiyetime ithaf edilmiştir.

Genel anlamda birkaç kişiye: Eğer bir şeyi komik ya da her ne şekilde buluyorsanız, Amerikan özentisi halinde LOL demeyin, Allahasen, her ne kadar siz, bu kısaltmanın "özgün" olduğunu iddia etseniz de. Türkçe'de bu anlamları karşılayan tonla ünlem var: "Vay, ya, ay, hii" vs. Araştırın, bulun, hepimiz Türkçe konuşuyoruz, değil mi? Ayrıca, yazarın, tüm dünyaya açık okuma yerinde, daha ne anlamda kullanıldığı tam çözülememiş bir kısaltmayı kullanmasının anlamsız olduğunu açıklamama gerek yok sanırım.

İsimsiz bir diğer kardeşim, kimse, tekrar ediyorum kimse, Türkçe'nin sabit kurallarını kafasına göre değiştiremez. Sen, kendince değişik dil kurallarıyla oluşturulmuş bir tek saygın roman gördün mü? Vallahi ben görmedim. Genelde yazarlar, dikkat çekmek için böyle anlamsız şeylere başvurmuyorlar.

İsimsiz numara bilmemkaç, ben de bir "fic" yazarıydım. Yazılarımın görüntülenme sayısına bakar ve az sayıda yorumla mutlu olurdum. İnanmazsan, Ankanın Şarkısı'nda takılan birkaç kişiye, bitirmeye muvaffak olamadığım H/HR "fic"imi sor. Şimdi söylediklerinin hepsini yutabilirsin.

Söz Uçar Yazı Kalır, ben "benziyor" demişim, "öyledir" dememişim, hadi git bir TDK'nın sözlüğünden bir de önyargının anlamına bak. Sanırım eğitime ihtiyacı olan, savunduğun kişi, belirttiğim gibi, beni başka bir dünyaya götürmekten uzak, sığ ve yavan bir anlatımı var. Ki o da, yazı yazmanın eğitim işi olmadığında ısrarcı. Benim eğitimim ise iyi şükürler olsun, inşallah güzel bir de ÖSS sonucu gelecek, lise boyunca Türkçe öğretmenlerimin, hazırlıkta hikaye yazmadaki hayalgücümle "Reading" hocamın gözbebeğiydim. Herhalde gerisini anladın. Bunun dışında, uzun yazılardan hoşlanırım, ben genel olarak Türk okuyucusundan bahsettim, eğer iyi bir okuyucu olmasam, birinci olarak üstüne yorum yazdığın o yazıyı yazmak için delil toplayamazdım, ikincisi yazının kendini yazamazdım, üçüncüsü bu kadar iyi bir HP okuyucusu olamazdım. Herhalde sokuşturacak bir lafın kalmadı.

Son olarak, forumda yaptığınız, içinde "bok" kelimesinin kayda değer sayıda geçtiği yorumları gördüm. Hmm, bana siteyi incelemeden yorum yapmış, demişsiniz, yalan olmuş. Bahsettiğiniz her şeyi gördüm. Asıl sizin görmediğiniz bir şey var, benim bu sitede zaten bir hikayem var. Güzel elceğizlerinizi yormayın, sizi buradan alayım. Pek sizin fantastik zevklerinize uymaz ama...
405 ise sıkıcı, sıkıcı, sıkıcı. Editör de, bazı cümleleri düzeltir vs. Kitabı baştan yazmaz söylediğiniz gibi.
Başka bir arkadaş, 17,5 yaşındayım yazmama kıl olmuş ne haddineyse. 17,5 yaşında olduğumu yazmam ironiyi sevmemdendir, bu kadar sığ anlatımları okuya okuya her şeyi olduğu gibi, arkasında anlam aramadan anlamaya başlamışsınız, yazık.
Biri de, siyaset hakkında konuşmama kıl olmuş. (Yoksa aynı kişi mi, ne saçmalıklar var Yarabbim!) Allah'tan bu ülkede benim gibi, oy verme çağında siyasetten haberdar olan insanlar var. Bazıları siyasetçinin kaşına gözüne oy veriyor, sonumuzsa aşikar.

Yazıyı okuyan, yorumlayan herkese binlerce teşekkür. Umarım bu işten, güzel bir ün ve sağlam birkaç okuyucuyla ayrılırım. Yorumlamaya buradan devam edebilirsiniz, ya da eski yazıyı kullanabilirsiniz. Bizde teklif var, ısrar yok!

Saros, tatil, Avrupa Kupası... Bir dahaki yazımı bekleyin derim!

 
 
mod: tired
 
 
Dicle
19 June 2008 @ 05:57 pm

ÖSS bitti biteli boşluk içindeyim, o blog senin, bu site benim, itiraf.com yeni evim, dolaşıp duruyorum. Arada garip şeylerle de karşılaşıyorum; ama birkaç hafta önce karşılaştığım Verankton adlı bir gariplik var ki, hazır tatilde ve boşken, bu konuda yazmaktan alıkoyamadım kendimi.
Elimizdeki vaka, bir yorum çılgınlığı. “Yorumun çılgınlığı olur mu yaaa!” demeyin. Okuyun işte.

Hoşgeldiniz yazısıyla çılgınlığın başlangıcına tanık oluyoruz:

Lütfen, lütfen sadece yorum atacaksanız üye olunuz.. Belirli bir süre boyunca yorum atmayan üyelikler silinecektir.. Üyelerimizin tamamen aktif üyelerden oluşmasını istiyoruz..”

Buradan forum gayet sakin bir yazarın yine sakin bir fanfiction forumuna benziyor, ama sizi yanıltmasın. Yazıların çoğunluğunun “fanfiction”dan (başka bir kitap karakterlerinin yazarın hayalgücüyle başka bir hikayeye dahil edilmesi) oluşan sitenin yorum hakkındaki kurallarına bir göz atın:

Çok şahane olmuş çok süper olmuş şak şak şak bravooo vallahiiii süpersiniiiz!!!" şeklinde bir yorum sizce başarılı mı??? Bizce değil! (LOL yeteri kadar yıkama yağlama yok falan..) Bizim yorumdan anladığımız, gerçekten yıkama yağlama, yağcılarda inecek var vesaire tarzında bir şey değil! Eğer yorum yapıyorsanız, bize gerçekten senaryoyu anladığınızı ve varsa sorularınızın, teorilerinizin olduğunu, bu konuda en azından düşündüğünüzü göstermeniz lazım! LOL söylendiği kadar zor değil :D

Yazarın, Türkçe’yi düzgün kullanma “obsessive”liği can yaksa da, arada kendince dil kuralları oluşturması (yazının devamını okuyunuz) ve arada Laughing Out Loud (Katılarak Gülmek) anlamına gelen LOL kullanması sinir bozucu. Nedir yani, bir şeyi komik bulduğunu yazarak ifade edemeyen birisi kendine “yazar” diyor. Feyza Hepçilingirler’in (tanımıyorsanız, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde eğitim görevlisi ve Cumhuriyet gibi saygın bir gazetede Türkçe konulu yazılar yazan bir hanım) de dediği gibi, ifadelerini garip hareketler ve :) :D gibi ifadelerle anlatmak yalnızca dil anlatımındaki kıtlığın göstergesidir.

Site sahibinin yazmaya yeni başlayan çömezlere verdiği tavsiyelerden:

Paylaşım yaptığınızda çarşaf çarşaf yorum beklemeyin..

Çünkü gelmeyecek.. Benim şu anki yorum seviyesine ulaşmam 8 yıldan fazlamı aldı, sabırlı olun.. Arada sırada çıkacak olan gerçekten yorum yapmayı bir sanat haline getirmiş okuyucular sizi bulursa mutlu olun..

Unutmayın ki yorumsuzluk okunmadığınız anlamına gelmez.. Forumlarda yolluyorsanız her sayfanın ne kadar açıldığını gösteren sayılar size yardımcı olur.. Okunduğunuzda cevap gelmiyorsa bunu ikiye, üçe bölün.. Ben şahsen yarısının beğendiğini, yarısının da beğenmediğini düşünerek giderim her zaman, bu size yardım eder..

Cümlelerden birini düzeltelim: “Şu anki yorum seviyesine gelmem, forumda ‘Yorum yapın!’ diye çıldırmam, insanlara yaptıkları yorum kadar bölüm okutmam, (evet, gerçek!), yorum yapmayanlar için: ‘Bu hayır diyen ziyaretçiler, benim için yok statüsündeler.. Nasıl ki onlar beni yok sayıyorlarsa.. Korkuymuş, çekinmekmiş, yemişim.. Evet aynen öyle, YEMİŞİM. Adam öldürmüyorum burada, kimseyi sahneye çıkartıp kıçımla gülmüyorum da, bunu yapsam bile hesabınızı kapatır çeker gidersiniz, geri dönmek isterseniz de yeni hesap açarsınız, bilecek miyim ben siz kimsiniz? Saçma sapan davranmayın bana lütfen, ben sizin hizmetçiniz ya da görevliniz değilim, siz beni dikkate bile almadan canınızın istediğini sitemde yapıyor, gelip çatır çatır okuyup bir damla vicdan sızısı duymadan arkanızı dönüp gidiyorsunuz, bir de üzerine konuşuyorsunuz.. ’ gibi garip ve manasız bir cevap yazmama borçluyum. "

Sana kimse hizmetçimiz olduğunu söylemedi; ayılmış, bayılmış , pek de edebi değeri olmayan Buffy, Angel, Harry Potter’dan “esinlenmelerle” dolu sözde özgün “kitaplarını” sitene koymuşsun. Böyle şeyleri insanlar eğlenmek için okur; ayrıca ziyaretçilerine o kadar da önem verdiğin söylenemez, zira bir yazdığını bir daha okumamayı bir övünç kaynağı bellemişsin kendine.

...ben yazdığım şeyi bir daha okumam, ama o benim alışkanlığım, ki benim yazdığım şeyi okuyan 5 kişilik bir grubum var, kelime hatasıymış anlatım bozukluğuymuş, bu olduğu an haberim oluyor.. Nadir olsa da oluyor, hele ki yazmaya alışkın değilseniz sizlerin hatalı cümle kurması çok büyük bir olasılıktır, kötü bir şey de değildir bu, yazdıkça yok olacaktır..

Her ne kadar yazarımızınkiler pek düzelmemiş olsa da...

Annem okula sadece 2 kere çağırılmıştır, biri bu günün akşamıydı, annem geldi kadıncağız korkuyor ne yaptın dedi, bir şey yapmadım dedim, öğretmenle ikisi sınıfa girdiler, annem sonra anlattı ki kadıncağız demiş tamam çok güzel, harika bir şey yapıyor, ama kızacak nokta bulamıyorum, dersleri de takip ediyor, siz söyleyin lütfen falan demiş, annem "ben olsam kitabı hiç vermezdim" demiş, kızdım :)))

Geleceğin yazarının “demiş” kelimesine yakın anlamlı birkeç kelime, örneğin, söylemiş, cevap vermiş vs. bulamayışı... yorumlarınıza açıktır.

Bunun yanısıra, yazarın “eleştiri” diye tutturduktan sonra, geniş zamanla yazmasına gelen eleştirileri;

Geniş zaman konusunda gelen *uyarılara* gülüyorum.. Ben geniş zamanla yazılan bir şeyi anlıyorum ve bu kadar yazı okudum, bir gün kalkıp da "niye geniş zaman yazıyorsun?" demedim birine, çünkü gelecek cevap "sana ne?" olacaktır, bildim..

Lütfen biri bana, geniş zamanda yazan bir romancı söylesin!!! Bana bu siteyi gösteren arkadaşımın geniş zaman hakkında, ben bu yazıyı yazamaya başlamadan önce yaptığı yorumu: “Geniş zamanda nasıl hayal etmemizi bekliyor? Açıkcası onun yazdıklarını okuduğumda kendimi olayın içinde görmekten çok, kitap özeti okuyormuş gibi hissediyorum. Bu da hiç zevk vermiyor.”

Bunun yanısıra “yazar”ın kafasına göre büyük-küçük harf kurallarına uymayışını “kendi yazı stili” olarak benimsemesi, ki benim bildiğim yazı stilleri dil kuralları içinde oluşur, ve Türkçe hikayelerine ne akla hizmet olduğunu anlamadığım bir biçimde İngilizce isimler vermesi, yıllardır yazı yazıyor olmasına rağmen, betimlemelerden uzak, sıfat-zarf fakiri bir anlatım kullanması... aşağıdaki gibi böbürlenmesine engel değil:

405 en zeki senaryomdur, bana göre.. Ki hala zekidir, bir FOUR'un 2000. sayfasında ne olduğunu biz NINE'a gelmiş adamlar olarak HALA tartışıp yeni yeni şeyler görüyorsak, o zaman zekadan bahsedebiliriz..

Çok fazla konuşup sizleri deli etmek istemiyorum, gerçekten üzülüyorum çünkü, ama bazen de şeytan diyor bas 1. bölümü, ver de görsünler nedir dünya.. Ama bunu yapınca 2. bölüm istenebilir veya istenmeyebilir, anlaşılır veya anlaşılmayabilir, daha şimdiden çok kötü yorumlar gelebilir ve ben ağlayıp her şeyi toptan kapatabilirim.. Ki yaparım.. HP'ler bir yerden sonra umrumda değil, ama 405'in kanatlarını daha yeni iyileştirdik, onu tekrar kıranın kafasını kırarım..

Buradan da ilk konuya geliyoruz yine, sıkı yönetimler, kurallar, şekil ve şemaller.. Forumu açalı 2 ay bile olmadı daha, ama 4441 mesaj varsa, üye sayısı ben aktif olmayanları silmeme rağmen bu kadar artıyorsa, daha hiç kavga çıkmamış ve herkes hala kibar konuşuyorsa, özen varsa, insanlar kendilerini mutlulukla buraya bağlı hissediyorlarsa, o zaman güzel olmuş demektir, inanın..

Kuru anlatım demişken, “herkesin bayıldığı” 405 adlı “kitabın” , okuyucunun ilgisini en çok çekmesi gereken ilk paragrafını sizlerle paylaşmak isterim: (yazıda değişiklik yapılmamıştır, büyük-küçük harf vs. aynen böyledir)

büyük demir kepçe evden kalan molozları topluyorken koordinasyon şefi telsize bağırıyordur, o sırada çalan zil yemek arasının geldiğini belirtir, bu ses koordinasyon şefinden daha hızlı duyulurken makineler durdurulur, kasklar çıkar, inşaatçılar arabalarına giderken bariyerlerin arkasındaki üç çocuk bunu bekliyor, koşturarak yıkıntıların arasına dalarlar..

Gördüğümüz bu dünyanın, Buffy ve Angel özentilemeleriyle dolu olduğunu okumaya devam ederseniz göreceksiniz, bunu daha önce de belirtmiştim.

Yorum isteği hakkında yapılan eleştirilere bir cevap:

...Bu sıkı yönetim değildir, benim zamanında sıkı yönetim yapmışlığım da vardır, hiç fikriniz bile yok.. Ben "vaktim yok, yorum yapamıyorum, ama inan yapacağım/yapmak istiyorum"la dahi susan bir insanım artık.. Cazgırlığımı hiç görmediniz.. Hepinizden ben söke söke yorum da alırım, beğenmeyen zaten çekip gider.. Ama yapmıyorum, siz mutlu bir şekilde yorum yapıyorsunuz, ben mutlu bir şekilde yorum okuyorum, sadece söz konusu olan şey yorumların kalitesi oluyor, onu da hep beraber daha da yükseğe çıkartıyoruz.. Benden veya polislerden mesaj alınca kırılmaz, hevesle devam eder ve kendinizi geliştirirseniz, Verankton'un daha nerelere çıkabileceğini hayal bile edemezsiniz..

Buna sanırım “yorum manyaklığının doruğa çıktığı an” ya da yazarın hoşlanacağı biçimde, İngilizce olarak (anladığımı göstereceğim ya) “climax of the comment psychopathy” diyebiliriz. Yapılan yorumların yağcılık olmadığı iddia edilse de, işin sonunda hepsi tatlıya bağlanıp “Yine de sen dünya süperisin!”e getirilmiyor değil.

Bu konuda böyle düşünen tek kişi de ben değilim, yazısını gereksiz bir biçimde hakaretle noktalayıp kendini haksız duruma düşüren birinin yazdığı güzel yorumu sizlere iletiyorum:

Saygıdeğer idolüm ;
Öncelikle bütün yazılarınızı severek okuduğumu belirtmek istiyorum.Awaken köşesindeki yazılarınız,düşünce tarzınız bana bir nevi öncü olmaktadır.Yeni yazmaya başlayan biri olarak ben sizi kendime idol olarak belirlemiş bulunmaktayım.Şayet yanlış olduğunuzu düşündüğüm bir konuyu sıkça dile getirmeniz idol kimliğinize gölge düşürmektedir.Bu konu nedir diye soracağınızı zannetmiyorum.Lakin anlamadıysanız bu da hayatınızdaki bazı aksaklıkların temel nedeni olduğunu belirtmemde fayda var.Bahsettiğim konu tarifeli hesaplardır.Bu tarifeli hesaplarla ilgili açıklamanızı okuduğumda kendimi İstanbul’da değil Hindistan’da bir tarlada hissettim.Belki bu cümle size komik veya saçma gelebilir.Ama yaptığınız ayrım Hindistan’daki Kast sistemine benzemektedir.Hani bilmem biliyor musunuz bu ne demek?Hemen sizi aydınlatayım:İnsanlar arasında yorum gibi basit bir nedenden mevkiler üretiyorsun;5 yorum yazan 2 hikaye,10 yorum yazan 4 hikaye…Şaka gibi!! İlk gördüğümde inanamadım. Benim idolüm nasıl bunu yapabilirdi…Açıkçası bunu size hiç yakıştıramadım.Herkes hata yapabilir diyebilirsiniz.Bu doğru bir yaklaşım ancak sizin hatanız gerçekten büyük!Nitekim tek hatanız bu da değil.Keşke tek yanlışınız bu olsaydı.Üzülerek belirtiyorum,siz aynı zamanda ukala,bencil,ayrımcı ve hafif sapıksınız.Acaba böyle yapmanızın nedeni nedir?Herhalde kendinizi yalnız,ilgiye ve şefkate muhtaç zavallı bir kedi olarak görmenizden kaynaklanıyor bu sorunlarınız.Zaten yazdığınız yazılar,üstün İngilizcenizi her fırsatta dile getirmeniz bunun kanıtı.TAMAM,güzel yazıyorsunuz ama kendinizi profesyonel bir yazar gibi gösterme çabalarınız anlamamaktayım.Bu arada aklıma gelmişken gerçek sanatçıların mütevazi olduğunu da not düşeyim.Başta kibirli miydiniz bilmiyorum, size gelen övgü dolu yorumlar mı sizin böyle kıçı kalkık biri olmanızı sağladı bilmem,ama bu aralar bayağı bir tarafınızın kalktığına eminim.Bize her hikayeyi okumak zorunda değilsiniz dediniz ancak, akla mantığa yatan ya da benim ilgimi fazlasıyla çekecek hükayeler hiç yazmıyorsun bu ara çok kırılıyorum…:(
Telif haklarımı ihlal edenler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda bu suçu işleyenlere uygulanan müeyyidelere tabi olacaklardır.

Site üstünde yapılacak binbir değişik yorum daha var; kendi telif haklarıyla bu kadar çıldırmış birinin, nasıl telif hakları korunan ünlü resimleriyle “wall” (duvar kağıdı) ya da avatar yaptığı gibi. Benim için sorun değil, ben de yapıyorum –bkz. bir önceki yazım, zaten yorum yapanı da yok, ben de mi böyle kurallar koysam acep?- ama ben telif hakları konusunda takıntılı değilim.

Gelecek cevapları biliyorum, İngilizce site sahibiyken de “unrequested reviews” yani talep edilmemiş yorumlar yapan biriydim ve aldığım cevaplar şöyleydi:
“Kendine bir hayat edin!”
“Herkesin kendi sitesi, sana ne!”
“Beğenmezsen çık git!”

Bu yorumlara baştan cevap vereyim: Bir site internet kullanıcılarına açılmışsa, ki www’nin açılımı “world wide web”dir yani dünya ağı, herkesin yorumlama hakkı vardır. Ve hiçbir site yöneticisinin sırf yorum yapmamış kişilere , hakaret niteliğinde “Yemişim sizi!” deme hakkı yoktur. Yoktur işte. Kimseye bu kadar bulaştığımı hatırlamam; ama burda bazı aranma belirtileri yok değildi.

Umarım uzun da olsa yazımı beğenerek okumuşsunuzdur, zira Türk okuyucusu uzun yazılardan pek hoşlaşmaz, kitap ve gazetelerimizin okunma oranı da bunu gösteriyor. Ancak yazacak çok şeyim vardı, bu defalık mazur görün.

Tags:
 
 
mod: relaxed
 
 
 
 

Advertisement

Customize